Annelerde Öfke Kontrolü

Annelerde Öfke Kontrolü

Öğretmenlere öfke kontrolü semineri verdiğim sırada bir bayan öğretmen el kaldırdı: “Hocam, benim öğretmen olarak değil, anne olarak öfke kontrolüne ihtiyacım var. Okulda farklı ailelerden gelen, farklı eğitim alan, farklı kişilikte 30-40 çocuğa katlanıyorum, evde iki çocuğa katlanamıyorum; neden böyle oluyor?” Diğer bayan öğretmenler de onu tasdik ettiler: “Evet, gerçekten, bizim için de durum aynı.” Aynı soruyu tekrarladılar: “Neden böyle oluyor?”

Annelerde Öfke Kontrolü

Çalışan annelerin bu sorusu anne baba okulunda bir annenin sorusunu hatırlattı. Bir anne el kaldırıp söz istemişti. “Hocam, demişti, benim kocam 10 yıllık öğretmendir. Okulda 40-50 öğrenciye katlanır, mesleğinden yakınmaz, ama evde üç çocuğa katlanamaz, hemen sinirlenir, bağırmaya başlar. Neden böyle oluyor?” Cevabımda: “Çünkü roller farklı” demiştim.

Öğretmen annelere de öyle dedim ve açıkladım: “Okulda öğretmensiniz, evde anne. Okulda 30-40 öğrenciye katlanmak zorundasınız, çünkü bu sizin mesleğiniz. Eğitim fakültesinde “sınıf yönetimi” dersinde öğrencilerinizi nasıl yöneteceğinizi, dikkatlerini nasıl derse çekeceğinizi, sınıf içi disiplini nasıl sağlayacağınızı öğrendiniz, uygulamalı eğitimini aldınız. Ancak anne olmak için ciddi bir eğitim almadınız. Çalışan bir anne olarak evde kendi çocuğunuzu nasıl eğiteceğinize ve ona nasıl söz geçireceğinize dair de bir eğitim almadınız. Kendi annelerinizden gördüğünüz gibi çocuk yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Anneniz belki çalışan bir anne değildi. Anneniniz zamanıyla şimdiki zaman çok farklı.

İşten eve döndüğünüzde öğrencilerinize gösterdiğiniz sabrı çocuklarınıza göstermeyişinizde rollerin farklı olmasının yanında başka etkenler de var. Eve sırtınızda bir günün yorgunluğu ile dönüyorsunuz. Akşam yemekleri pişecek. Ev derlenip toparlanacak. Çocuk etrafınızda dolaşıyor, ilgi bekliyor. Dur diyorsunuz durmuyor, sus diyorsunuz susmuyor. Sırtınızdaki yük ne kadar ağırsa, tahammül sınırınız o kadar düşüyor. Bağırıyorsunuz, sinirleniyorsunuz, elinizde olmayarak kulağını çekiyorsunuz, poposuna bir tokat atıyorsunuz. Aslında sizi sinirlendiren çocuğun o anki davranışı değildir, yorgunlukla o davranışa yüklediğiniz anlamdır. Daha genel anlamıyla söyleyelim: Bizi öfkelendiren olay değildir, olaya yüklediğimiz anlamdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*