Buradasınız : Ana Sayfa // Anne ve Çocuk // Anneye Bağımlı Çocuklarda Öğretilmiş Çaresizlik

Anneye Bağımlı Çocuklarda Öğretilmiş Çaresizlik


Anneye Bağımlı Çocuklarda Öğretilmiş Çaresizlik

Her ihtiyacı anne baba tarafından karşılanan, yapabileceği işlerde bile hazıra alıştırılan, “koşma terlersin, atlama düşersin, sen yiyemezsin ben yedireyim, sen giyemezsin ben giydireyim” diye aşırı koruyup kollanan çocuklar anneye bağımlı hale gelmektedir. Bu çocuklar en basit işlerini bile annenin yardımı olmadan yapamadıkları için “öğretilmiş çaresizlik” adını verdiğimiz bir yetenek körlüğü yaşarlar. Anaokuluna gidecek yaşa gelen anneye bağımlı bir çocuk anaokuluna götürüldüğü zaman annenin elini tutar bırakmaz. “Ne olursun anne gitme, beni bırakma” diye yalvarır ve ağlamaya başlar.

Anneye Bağımlı Çocuklar

Okul korkusunun temelinde öğretilmiş çaresizlik vardır.

Çocuk kalabalıklar içinde kendisini yalnız hissetmektedir. Çünkü annesi olmadan temel ihtiyaçlarını yerine getiremeyecek, yemeğini kendi başına yiyemeyecek, annenin yardımı olmadan tuvalet ihtiyacını bile gideremeyecektir. _

Çocuğu kendisine bağımlı hale getiren anneler onu çok sevdiği için böyle davrandığını söylemektedir. Bu gerçek sevgi olmayıp hastalıklı bir sevgidir. Böyle anneler 4 yaşındaki çocuğuyla sokağa çıktıkları zaman elinden tutar bırakmazlar. Çocuk elini anneden kurtarmak ister, “anne bırak ben kendim yürüyebilirim” dese bile bırakmaz. Anne bu davranışıyla çocuğa şu mesajı vermektedir: “Sen benim yardımım olmadan kendi başına yürüyemeyecek kadar zekâ engelli bir çocuksun.”

Anne baba okulunda ben bunları anlatırken bir anne ağlamaya başladı. Sordum:

-“Neden ağlıyorsunuz, sizi üzecek bir şey mi söyledim?” -“Hayır” dedi.

-“Neden ağladığınızı bizimle paylaşmak ister misiniz?” -“Hayır, şimdi paylaşmak istemiyorum, belki sonra paylaşırım.”

Aradan iki veya üç hafta geçti. Ben olayı unutmuştum. Anne elini kaldırdı. “Hatırlıyor musunuz, siz çocuklarda öğretilmiş çaresizliği anlatırken ben ağlamıştım.” Hepimiz dikkat kesilmiştik. “Evet” dedim. “Şimdi neden ağladığımı paylaşmaya hazırım” dedi ve anlatmaya başladı: “Siz öğretilmiş çaresizliği anlatırken iki çocuğum aklıma geldi. Büyüğü kız çocuğu ilköğretim üçüncü sınıfa gidiyor. Küçüğü dört yaşında, daha küçük diye anaokuluna vermek istemedim, ikisini de aynı sizin anlattığınız gibi her ihtiyaçlarını ben karşılayarak kendime bağımlı hale getirmiştim. Ama bunu onları sevdiğim için yaptığımı zannediyordum.

Sizin derslerinize katılıncaya kadar kızımı okula ben götürüp getiriyordum. Çantasını bile ben taşıyordum. Sınıfına kadar götürüp sırasına oturtmadan içim rahat etmezdi. Okul çıkışına on dakika kala okul kapısının önüne gelir beklerdim. Çıkışta elinden tutar, çantasını alır eve kadar getirir, başına dikilir, ders çalıştırır, ödevlerini yaptırırdım. Ben annelik görevimi yaptığımı zannediyordum. Meğer çocuğuma haksızlık yapmışım.

Dört yaşındaki oğluma gelince: Aynı sizin anlattığınız gibi, sokağa çıkınca ne olur ne olmaz, belki sokağa fırlar bir arabanın altında kalır korkusuyla elini tutar bırakmazdım. Bir apartmanın ikinci katında oturuyoruz. Merdivenleri çıkarken düşer korkusuyla oğlumun elinden tutar öyle çıkardık. Sizi dinledikten sonra kendi kendime tutum değiştirmeye karar verdim. Önce oğlumdan başlayayım dedim. Sokağa çıkarken elini bıraktım. Çok şaşırdı. “Oğlum, sen akıllı bir çocuksun, kendi başına yürüyebilirsin” dedim. Kaldırımda yürümesi ve sokağa inmemesi gerektiğini anlattım. O kadar sevindi ki anlatamam.

Eve dönünce merdivenlerin başında durduk. Elini bıraktım. “Oğlum ben şimdiye kadar sana haksızlık yaptım. Aslında sen bu merdivenleri kendi başına çıkabilecek akıllı bir çocuksun. Haydi, göreyim seni, dikkatlice çık “ dedim. Çocuk kulaklarına inanamadı. “Anne, gerçekten mi?” dedi. “Evet, gerçekten” dedim. Öyle bir hevesle çıkıyor ki, ha düştü ha düşecek. Yüreğim ağzıma geliyor, ama sabrediyorum. Çok şükür, düşmeden merdivenin son basamağına kadar çıktı. Geriye döndü. Zafer kazanmış komutan edasıyla elini kaldırdı: “Anne bak, nasıl çıkabildim!” dedi. Ben sevincimden ağlamaya başladım. Oğlum beni ağlarken görünce ne dedi biliyor musunuz? “Neden ağlıyorsun anne, bak düşmedim!” Ben sevincimden ağlıyordum, ama o korktuğum için ağladığımı zannediyordu.

Kızıma gelince: Okulla evin arası yürüyerek ancak 5 dakika kadardı. Birlikte karar aldık. Birkaç gün o önde, çantası elinde, ben birkaç adım arkasında okula gidecektik, sonra o tek başına gidecekti. Kızım ilk günleri biraz korktu ise de yavaş yavaş alıştı; şimdi kendi başına okula gidip gelebiliyor. Ders konusunda da benden yardım istemedikçe karışmayacağımı, ders çalışmanın ve ödevlerini yapmanın onun sorumluluğu olduğunu, ancak anlamadığı bir yer olursa bana sorabileceğini söyledim.”

Annenin anlattıkları hepimizi sevindirmiş, derslere katılan anne babalara da moral kazandırmıştı.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari