Buradasınız : Ana Sayfa // Sağlıklı Yaşam // Bahar Ayları Herkese Hafifleme İsteği Verir

Bahar Ayları Herkese Hafifleme İsteği Verir


Bahar ayları herkese hafifleme isteği verir. Dolaplar temizlenir, fazlalıklardan arınılır, kilolar verilir… Kısacası hayata çekidüzen verme aylarıdır. Siz de güneşe doğru adımlarınızı atmak istiyorsanız, yazdıklarımıza göz atın.

rahatlik

Bahar ayları, yükümüzü hafifletmek ve hayatımızı düzene koymak için en ideal zaman. Çünkü bitmemiş ev işlerinden, baskılardan, kaygılardan ve karışıklıktan kurtulup rahatlamak isteriz. Çünkü bahar ve yaz. aylarında hayat daha düzenli ve daha az stresli görünür. Daha az kıyafet giyeriz, soğuk yemekler yeriz, sokakta üşümeden yürürüz… Ayakkabıları unutup özgürlük hissini doyasıya yaşarız.

Tabii bu söylediklerimizi sadece bazıları yapabiliyor… Neden mi? Çünkü farkında olmadan hayatımıza ağır yükler sokuyoruz. Sürekli yeni şeyler alarak kendimize yeni bir imaj yaratıyoruz ve bu bizde büyük bir heyecan uyandırıyor ama bir süre sonra aldığımız şeyler arzu nesnesi olmaktan çıkıp sıradanlaşıyor. Ve bu noktada eşyalar küçük yığınlar halini almaya başlıyor. Kompulsif biriktirme yani biriktirme hastalığı her 50 kişiden birinde görülüyor. Bu davranışlar genellikle ergenlik dönemlerinde başlıyor.

Ancak tedaviye başvurma yaş ortalaması 50yi bulabiliyor. Peki, içimizdeki biriktirme isteği neden oluşuyor? Bu sorunun cevabı için Davranış Bilimleri Enstitüsünden Psikolog Dr. Burcu Sevime başvurduk: “Kendilerini ‘tutumlu’ diye tanımlayan bu kişiler genelde, geçmişte yaşadıkları maddi yoksunluk nedeniyle böyle olduklarını iddia ederler ama araştırmalar maddi durumu çok iyi olan kişilerin de bu rahatsızlıktan muzdarip olduğunu gösteriyor.

Ailede bu rahatsızlığı bulunan, anne veya babası tarafından karar vermesine izin verilmemiş, travmatik bir yaşantısı ya da önemli bir kaybı (sevdiği biri, eşi gibi…) olan kişilerde biriktirme davranışının arttığı gözlemleniyor. Bu kişiler çoğunlukla durumlarında bir sorun olduğunu kabul etmiyorlar. Onların yerine aile bireyleri ve çevreleri şikayetçi oluyor” diyor.

HAREKETEGECİN

Hayatınızda fazla olduğunu düşündüğünüz eşyalardan kurtulmanın en büyük yararı organize olmayı kolaylaştırmasıdır. Belli bir düzeni sağlamanın yanında düzensiz yığınların sizde oluşturacağı sıkıntıdan kurtulmuş olursunuz. Neye ihtiyacınız olduğunu daha net tespit etmeyi öğrenmeniz, yeni ihtiyaçlar oluştuğunda bunları karşılayabileceğiniz konusunda kendinize güvenmeniz gerekir. Günümüzde pek çok şeye ulaşmak eskisine göre daha kolay. Ancak biriktirmeye meyilliysek, bu durumun farkına varamayız. Bu da hayatımızdaki fazlalıklardan kurtulmamızı zorlaştırır.

yoga yapan kadin

Psikolog Dr. Burcu Sevim gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu iyi belirlememiz gerektiğini söylüyor, istemenin ve ihtiyaç duymanın farklı şeyler olduğu konusunda da bir parantez açıyor: “Her isteğiniz gerçekleşemeyebilir ya da her istediğinize sahip olmanız gerekmeyebilir. Bir şeyi istemeniz için pek çok faktör sizi etkileyebilir, ihtiyaç duyduklarınızı istediklerinizden ayırın.” Yığınlarınızdan kurtulmak için pek çok yöntem olduğunu kabul ederek harekete geçin. Bu dağınıklıktan kurtulmanın anahtarı bunu adım adım yapmaktan geçiyor. Evinizdeki en dağınık alanları belirleyin ve aşama aşama ilerleyin.

Bunu yaparken acımasız olmalısınız. Eşyaların sizin için bir madde olmasından öteye geçmesine izin vermeyin, iyi durumda olan eşyalarınızı hayır kurumlarına bağışlayabilirsiniz. Bir de bunu yaparken unutmamanız gereken bir nokta daha var; başka birinden toplu olmayı öğrenemezsiniz. Kimsenin aynı alışkanlıklara sahip olmadığını unutmayın. Kendi yolunuzu kendiniz çizin. Gece uyurken kulak tıkaçları kullanıyorsanız bunu odanın bir köşesine değil, başucunuza koyun. Çalışma yaptığınız kitapları ve dergileri ise başucunuza değil, bir rafa yerleştirin.

DAHA AZ SAHİP OLUR DAHA COK HİSSEDİN!

Biriktirme rahatsızlığı, benzer sebeplerden dolayı klinik olmayan durumlarda da görülebiliyor. Bir şekilde çok fazla eşyayı atmayarak, saklayarak yaşamına devam eden kişilerin de sayısının bir hayli yüksek olduğunu tahmin ediyor uzmanlar. Eşyalara yüklenen duygusal anlamlar, hatırlamak için bu eşyalara ihtiyaç duyulması, yaşanacağı düşünülen kayıp hissinden kaçınmak, bu eşyalara verilen önem ve saklamakla ilgili sorumluluk, yine gereksiz biriktirmelere yol açıyor.

Kimi durumlarda aşırı sorumluluk duygusu nedeniyle eşyaları atmak suçluluk, utanç, öfke, korku gibi olumsuz duyguları da uyandırabiliyor. Bir de tabii nesnelerin aklımızı başımızdan alma durumu var. Unutmayın ki arkadaşlarınız sizi eski bir kanepede otururken gördüğünde de mutlu olur. Sohbetinizle ve kibarlığınızla onların çok daha fazla beğenisini kazanırsınız. Bu yüzden gerçek ihtiyaçlarınızla gereksiz alışverişlerinizi birbirinden ayırt etmeyi öğrenmelisiniz.

Yeni bir fotoğraf çekmektense zamanın tadını çıkarmayı, bir poster almaktansa bir tablonun önünde daha fazla vakit geçirmeyi deneyin. Kısaca daha az sahip olup, daha çok hissedin. Yüklerden kurtulmanın anahtarı daha az alınan ama bilinçli yapılan seçimlerde yatıyor. Düzeninse en önemli noktası şu; çantanızda sadece ihtiyacınız olan şeyler olsun sizi aşağı çeken eşyalar değil. Eşya biriktirmek sadece bir zaman kaybı değil, bizi yapmak istediğimiz şeylerden de alıkoyar.

Nesnelere tutunmak kendinizi kapana kıstırmanıza sebep olur. Hayatınızdaki sizi yerinizde saydırır. Bunun fiziksel boyutu yarattığı duygusal enkazdan çok daha fazladır. Biriktirmek bazen günlük rutinleri yapmak, mesela yemek hazırlamak veya banyo yapmak gibi işleri bile zor bir şey haline getirebilir. Bunun sebebiyse büyük ihtimalle mutfaktaki ya da banyodaki yığınlardır genelde.

7 ADIMDA YIĞINLARINIZDAN KURTULUN

yigintilar1. Yavaş yavaş ve sık sık yapın.

2. Sadece ihtiyacınız olanı alın.

3. Kıyafetler için kural şu; biri gelirse diğeri gider.

4. Neyi almaya ihtiyacınız olduğuna önceden karar verin ve buna bağlı kalmaya çalışın.

5. Sahip olduklarınıza bağlı değilsiniz. Onlar sadece küçük ve önemsiz bir parçanız.

6. Yeni özgürlük hissinizin keyfini çıkarın.

7. Kendi yarattığınız alanda yaşayın yığınlarınızın sizin için oluşturduğu yerde değil.

Duygusal Yüklerinizden Arının

Korkmayın! Yaşadıklarınızı anlamlandırıp rafa yerleştirirseniz soyut ve somut bir şey biriktirmenize gerek kalmaz. Yaşadıklarınız zor ve acı da olsa sizin için ne ifade ettiğini, ne kaybettiğinizi ve ne kazandığınızı değerlendirmekten, adapte olmaya çalışmaktan, yüzleşmekten kaçınmayın. Bu kolay olmayabilir. Gerekirse sevdiklerinizden, güvendiğiniz insanlardan ve hatta kimi zaman uzmanlardan destek almaktan çekinmeyin.

Sizi pozitif manada besleyeceğine inanmadığınız hiçbir duygu ve düşünceye tutunmayın. Yaşamınızı bunlardan bağımsızlaştırın ve kendinizi ‘onsuz yapamam’ dediğiniz bağımlılıklarınızın farkına vararak ve gözlem yaparak devam ettirin. Mutluluk asla kendimiz dışında aranacak ve de bulunabilecek bir alan değil. Düzenli meditasyon sayesinde bu alanınızı rahatlıkla bulabilirsiniz. Chopra Çenter Üniversitesi Meditasyon Eğitmeni N. Ebru Şinik öncelikle hayatınızdan ‘keşke’ kelimesini çıkararak yola devam etmenizi öneriyor.

Keşke ile başlayan hiçbir cümlenin sizi ileriye taşımayacağını söylüyor: “Yaptığınız hiçbir şeyden pişmanlık duymamalı, sadece sonuçları olumsuz yansıyan aksiyonlardan gerekli derslerinizi çıkararak, farkındalığınızın yükselmesine gayret etmelisiniz. Bu bir dahaki sefere ‘keşke’ kelimesini dedirtecek duyguyu yaratacak şekilde seçimler yapmamanızı sağlar. Zihnimizin otomatik olarak elekten geçirerek işleme tabii tuttuğu ve ego altında toparlanan, bizi beslemeyen her türlü duygu ve düşüncelerden meditasyon sayesinde niyet ederek arınabiliriz.” Meditasyonun size bu noktada sağlayacağı fayda; arınmak ve farkındalığınızın yükselmesi olacak.

Bu da seçimlerinizin daha bilinçli bir hal alması anlamına geliyor. Yorgun ve dinlenmeye fırsatı olmayan bir zihin bulanıktır. Bulanık bir zihnin aldığı kararlarda yanılgı payı yükselir. Oysa meditasyon sayesinde dinlenme fırsatı yakalayacak olan bir zihin, meditasyon sonrası dingin olarak görevine devam edebilir. Kendinize tüm bu okuduklarınız için zaman tanıyın. Acele etmeyin! Anlamlandırmak ve baş etmek için biraz izin verin.

Tüm bunları yaparken gelecekle ilgili endişelenmektense veya geçmişle boğuşmaktansa şu anki zamanda yaşamayı deneyin. Bu sırada da evinizi temizlemek sizi canlandırabilir. Çok boğulmuş hissettiğiniz zaman sadece biraz zaman alıp durmak ve organize olmak çok büyük farklar yaratır. Ve hayatınızda yeni bir mutluluk kapısı aralayabilir.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler: ,

Yorum Yapın

yukari