Buradasınız : Ana Sayfa // Beslenme, Sağlıklı Yaşam // Beslenme Önerilerine Toplumun Yaklaşımı

Beslenme Önerilerine Toplumun Yaklaşımı


Dünyada birçok ülke kendi toplumunun sağlıklı beslenmesine yönelik beslenme rehberi geliştirerek tüketicilerin bilinçlendirilmesi için çalışmaktadır. Sağlıklı beslenme rehberinin hazırlanmasının temel amacı, toplum sağlığını geliştirmek ve kronik hastalık riskini düşürmektir.

Sağlıklı beslenme rehberi ülkeden ülkeye değişiklikler göstermekte birlikte; bu rehberde genellikle beslenmede denge, çeşitlilik, az yağ, bol sebze ve meyve tüketimlerine yönelik öneriler yer almaktadır. Bu önerilerin genel tüketici davranışlarını ne derecede etkilediği ise yeterince bilinmemektedir. Geliştirilen beslenme rehberlerinde beslenme bilimindeki araştırma bulgularına ve beslenmeyle ilgili hastalık sorunlarına göre belirli zamanlarda değişiklikler ve düzeltmeler yapılmaktadır. Bu konuda öncü olan Amerika Birleşik Devletleri’nde 1950’lerde tüm besinler yedi temel gruba ayrılarak her gün her gruptan belirli miktarların alınması önerilmiştir. Daha sonra yedi grup dörde indirilmiştir. Beslenme biçimiyle öldürücü kronik hastalıklar arasındaki ilişki, özellikle de doymuş yağ tüketiminin ölüm nedenlerinin başında yer alan koroner kalp hastalığı riskini artırdığı ortaya konduktan sonra, 1990’larda Besin Piramidi önerilmiştir. Bu piramitte tüketilen besinlerin tabanını tahıllar, kuru baklagiller, sebze ve meyveler oluşturmakta, et tüketimi piramidin en tepesinde yer almaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi devletler de ulusal besin ve beslenme politikası çerçevesinde, toplumları için sağlıklı beslenme önerileri geliştirerek, halkın bu yönde eğitimine önem vermektedirler. Ülkemizde; halkımızın sağlıklı beslenmesine yönelik önerilerimizde besinler dört gruba ayrılarak, her öğünde bu gruplardaki besinlerden belirli miktarlarda tüketilmesi önerilmiştir. Bu modele “Besin Yoncası” adı verilmiştir. ABD’nin önerisi olan besin piramidinde kuru baklagiller tahıllarla birlikte düşünülmüştür. Bizim rehberde kuru baklagiller et grubu içinde yer almıştır. Bunun amacı iyi bir bitkisel protein kaynağı olan kuru baklagillerin, et alma olanağı olmayan veya et tüketmek istemeyenler için en doğru, en sağlıklı alternatif olmasıdır. Et tüketmeyen bir topluma “eti az tüketin” demenin hiçbir anlamının olmayacağı bir gerçektir. Ülkemizde süt tüketimi çok yetersizdir. Bunu teşvik etmek amacıyla süt grubu ayrı olarak düşünülmüştür. Bu nedenle ülkemize yönelik hazırlanmış rehberin çok iyi anlaşılması ve uygulanması gerekmektedir. Özetle; her toplum kendine özgü beslenme rehberinden daha fazla fayda görmektedir.

Yıllardır geliştirilen bu rehberler bazı çalışmalar, yıllardır geliştirilen bu rehberlerde yer alan sağlıklı beslenme önerilerinin toplum tarafından uygulanmasında, başarının çok düşük olduğunu göstermektedir. Rehberlerde belirtilen yağ, doymuş yağ, posa ve basit şekerle ilgili önerilerin binde bir oranında uygulanabildiği belirtilmiştir. Bu durum hükümet ve kuruluşların önerileriyle toplumun uygulaması arasında önemli farklılıkların olduğunu göstermektedir. Uluslararası beslenme konferansında sağlıklı beslenme rehberinin uygulanabilmesi ve sağlığın geliştirilmesi için toplumun besin, beslenme ve sağlığa yönelik tutum, davranış ve inançlarının bilinmesi ve önerilerin o doğrultuda düzeltilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu konuya açıklık getirmek üzere Avrupa Topluluğu tarafından oluşturulan araştırma grubu, üye ülkelerdeki toplumların besin seçimi, sağlıklı beslenmeden ne anladıkları, sağlıklı beslenmeye yönelik bilgilerin nereden edinildiği, bu öneriler doğrultusunda değişiklik yapıp yapmadıklarını araştırmıştır. Araştırma, anket yöntemiyle, 15 yaş üstü nüfusu temsil eden 14331 birey üzerinde gerçekleştirilmiştir.

Araştırma sonuçları gerçekten davranış, tutum ve becerilerin önerilerden bazen çok uzaklaştığını bazen de önerilerle örtüştüğünü göstermiştir. Gelin, sonuçlara istatistikler eşliğinde göz atalım. Sağlıklı beslenmenin temeli sağlıklı besin seçimidir. Besin seçimini etkileyen faktörler sorulduğunda bireylerin % 75’i tazelik ve kalitenin, % 43’ü fiyatın, % 38’i tat ve lezzetin, % 32’si sağlığın, % 29’u aile tercihinin, % 21’i alışkanlığın, % 13’ü kolaylığın önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bireylerden sadece % 6’sı zayıflamaya uygunluğun ve % 5’inin herhangi bir şekilde önerilmiş olmasının besin tercihlerinde önemli olduğunu bildirmişdir. Araştırma bulgularına göre bireylerin besin seçiminde besinin “sağlıklı oluşunun” önemli bir faktör olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmacıların başka bir çalışmasında, bireylere besin seçiminde beslenme ve sağlık önerilerinin ne derecede önemli olduğu sorulduğunda, sadece %30’u çok önemli olduğunu belirtmişdir. Besin tercihi, yaşa, cinsiyete, öğrenim ve çalışma durumuna göre farklılık göstermektedir. Kadınlar, yaşı ileri olanlar ve öğrenim düzeyi yüksek olanlar besin seçiminde sağlık faktörünü daha ön planda tutarken, işsizler ve düşük gelirlilerde ise fiyat en önemli tercih nedeni olmuştur.

Sağlıklı beslenme önerilerinin tüketiciler tarafından nasıl algılandığını belirlemek amacıyla bireylere sağlıklı beslenme deyiminden ne anladıkları, sağlıklı yemede neleri göz önünde tuttukları gibi sorular sorulduğunda, bireylerin % 80’i sağlıklı beslenme deyiminden sebzenin çok tüketilmesini, dengeli yemeyi veya az yağlı yemeyi algıladıklarını bildirmişlerdir. Bu şekilde yanıt verenlerin oranı İngiltere’de % 91’e çıkarken, Fransa’da % 67’ye düşmüştür. Besin grupları açısından değerlendirildiğinde; bireylerin yarısı düşük yağlı yemenin sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu belirtmişlerdir. Bunu % 40’la sebze ve meyvenin çok tüketilmesinin sağlıklı beslenmeyi tanımladığı görülmüştür. Sağlıklı beslenme tanımlarına verilen yanıtlarda ülkeler arası önemli farklılıklar gözlenmiştir. Örneğin Almanların % 74’ü sağlıklı beslenmede düşük yağlı yemenin önemli olduğunu bildirirken, bu oran Avustralyalılarda % 25 olmuştur. Sebze ve meyvenin çok tüketiminin sağlıklı beslenmeyi tanımladığını Yunanlıların % 66’sı söylerken, Fransızlarda bu oran % 17 olarak belirlenmiştir. Bu bulgular uzmanlar tarafından önerilen sağlıklı beslenme rehberinin insanların yeme alışkanlığı üzerinde ancak bir dereceye kadar etkili olduğunu göstermektedir.

Ülkeler arası farklılık, yürütülen bilinçlendirme kampanyalarındaki farklılıklardan ve önerilerin yerel alışkanlıklarla örtüşüp örtüşmemesinden kaynaklanabilinmektedir. Örneğin, Akdeniz yöresinde sebze ve meyvenin çok tüketilmesi sağlıklı beslenme önerisiyle örtüşmektedir.

Bireylerin yeme davranışlarında sağlıklı beslenme önerileri doğrultusunda değişiklik yapıp yapmadıklarını belirlemek amacıyla, şu görüşler kendilerine yöneltilmiştir: Yediğimiz besinler zaten yeterince sağlıklı, bunlarda herhangi bir değişiklik yapmaya gerek görmüyorum. Genelde yediğim besinlerde sağlıklı beslenme kavramını düşünmem. Bu görüşlere bireylerin “katılırım” veya “katılmam” şeklinde cevap vermeleri istenmiştir. Genel olarak bireylerin % 71’i bu görüşe katıldıklarını, yediklerinde bir değişikliğe gerek görmediklerini bildirmişlerdir. Bu görüşe katılanların oranı Finlandiya’da % 47’ye düşerken, İtalya’da % 87’ye yükselmiştir. Yemek yerken sağlıklı beslenme kavramını düşünmem sorusuna cevap verenlerin oranı ise % 49’dur. Buna göre bireylerin yarıya yakını yemek seçiminde beslenme öğesine önem vermektedir. Öğrenim düzeyi yükseldikçe yeme davranışında sağlıklı beslenme önerileri doğrultusunda değişiklik yapmak isteyenlerin oranı da yükselmektedir. Sağlıklı beslenme uygulamasını olumsuzlaştıran faktörlerin başında zaman darlığı gösterilmiştir. Bunu, kendini kontrol edememe ve besin hazırlamadaki güçlükler izlemektedir.

Sağlıklı beslenmenin yararları soruşturulduğunda; bireylerin % 67’si sağlığın korunduğu, % 66’sı hastalıkların önlendiği, % 53’ü ağırlık kontrolünün sağlandığı, % 45’i yaşam kalitesini yükselttiği şekilde görüş bildirmişlerdir. Bunlardan bireysel olarak hangisinin daha yararlı olduğu sorulduğunda; bireylerin % 31’i sağlıklı olma, % 24’ü hastalıklardan korunma, % 10’u kaliteli yaşam ve % 9’u fiziksel uyum sağladığı görüşünü belirtmişlerdir. Sağlıklı beslenmenin sağlıklı kalmada yararlı olduğunu belirtenlerin oranı yaşla ve öğrenim düzeyiyle artış göstermiştir.

Aslında bu araştırmalar şişmanlık ve tedavisi veya kronik hastalıklardan korunmada davranış değişikliği yaratacak beslenme önerilerinde bulunulabilmesi için her şeyden önce önerilerin, halkın sosyal, kültürel ve ekonomik koşullarına uygun olmasının öneminden bahsetmektedir. Ve uzmanlar tarafından medya aracılığıyla verilen bilgilerin mutlaka anlaşılır ve tüketicilerin olanaklarına uygun olmasına dikkat edilmelidir.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari