Buradasınız : Ana Sayfa // Anne ve Çocuk // Doğa Yoksunluğu Sendromu

Doğa Yoksunluğu Sendromu


Doğa Yoksunluğu Sendromu

Toprağa ayağı değmeyen, güneşten, açık havadan, çiçekten, çimenden, ağaçtan, böcekten, kuştan uzak; dört duvar arasında, beton evlerde, tabiattan kopuk yetişen çocuklarda “doğa yoksunluğu sendromu” adıyla dikkat eksikliğine, endişeye ve depresyona yol açan psikolojik bir rahatsızlık ortaya çıkmaktadır. Doğa yoksunluğu sendromuna maruz kalan çocuklar kendilerine yabancılaşmakta, çok iyi bakılıp beslenseler dahi soluk benizli, düşük enerjili, çabuk yorulan ve çabuk hastalanan bir kişilik geliştirmektedir.

Doğa Yoksunluğu Sendromu

Büyük şehirlerde, bir köy nüfusunun bir binaya sığdırıl-dığı evlerde oturan, doğduğu günden itibaren günün büyük bir bölümü kapalı alanlarda, doğadan uzak geçiren çocuklar meyvenin ve sebzenin manavdan ve pazardan geldiğini biliyor. Ağacın çiçek açtığım, tomurcuklandığım ve meyveye durduğunu gören, meyveyi dalından koparıp yiyen şehirli çocuk sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çocuklar ekmeğin de bakkaldan ve fırından geldiğini zannediyorlar.

“Doğadaki Son Çocuk” kitabının yazarı Richard Louv’a göre, özellikle son yıllarda çocukların sürekli kapalı yerlerde kalmaları, enerjilerini boşaltamamaları, doğadaki canlılarla duygusal iletişim kurmamaları, okulda beden dersi ve teneffüs saatlerinin azalması, televizyon ve bilgisayar başında geçirilen zamanların artması hiperaktivite ve dikkat eksikliğine yol açmaktadır.

Doğada, çimenler üzerinde, ağaçların arasında arkadaşlarıyla oyun oynayan çocuğun bütün duyguları aktif haldedir. Kendisinden daha büyük olan bir canlı hayatın/tabiatın parçası haline gelmektedir. Hareket ediyor, duyuyor, görüyor, kokluyor, tadıyor, düşünüyor, temiz havayı teneffüs ediyor, kanı temizleniyor, beyni tazeleniyor.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Yorum Yapın

yukari