Buradasınız : Ana Sayfa // Sağlıklı Yaşam // Doğada çokkültürlü bir gezinti

Doğada çokkültürlü bir gezinti


Yeni bir spor olarak sabahları ormanda dağ bisikletimle iki-üç saatlik turlar atmaya başladım. Benim gibi her sabah 6:45’te kalkıp farklı bir spor yapan biri için bu çok da özel bir durum değil. Bu alışkanlığımı, bir keresinde vücudumu “şaşırtmak” için her sabah farklı bir spor yapmamı öneren bir arkadaşıma borçluyum; benim gibi bir değişim tutkunu biri için mükemmel bir öneriydi. Bisiklet, aynı zamanda maceracı yönüme de iyi gelen bir spor, zira bazen bu sporu yaparken ormanda kaybolabiliyorsunuz.

dogada gezinti

Geçen cumartesi sabahı ormana üç kişilik bir grup olarak gittik. Bisiklet arkadaşlarım fıkra gibi Amerikalı bir bankacı ve Alman bir telekom yöneticisiydi. Ormanın büyük bir bölümü ağaçlardan dolayı sınırlı miktarda güneş alıyordu, ancak hava yine de çok sıcak olduğundan tura mümkün olduğunca erken çıkmaya karar verdik. Bu sefer kaybolma ihtimalimizi artıracak yeni bir güzergâh denemek istiyorduk. Amacımız önceden gitmiş olduğumuz bir tepeye varıp oradan Alman arkadaşımıza Karadeniz manzarası seyrettirmekti. Yaklaşık 10 dakika sonra takip ettiğimiz yolun bir çıkmaz patika olduğunu anlayacaktık. Şimdi artık mevcut güzergâhın rahatlığını bir kenara koyup, yolumuza dallarla dolu zor bir zeminde, nereye gittiğimizi tam da bilmeden devam etmemiz gerekiyordu. Tam bu sırada, yaşadığımız durumla ilgili üçümüzün verdiği farklı tepkileri fark etmeye başladım. İçe-odaklı kültürden gelen Amerikalı arkadaşım hemen önümüze geçerek yeni bir güzergâh aramaya koyuldu. Kafası kanşınca bize sorular soruyor ve bizi planladığımız eski güzergâha getirmek için büyük çaba harcıyordu.

Alman arkadaşımız ise liderimizin hemen arkasındaydı. Çok nötr bir kültürden geldiği için de yaşadığımız bu değişikliği oldukça sakin karşılıyordu. Sanki bisikletinin mekaniği ve bu zeminde hangi vitesle gitmenin doğru olduğu daha çok ilgisini çekiyordu. Bense en arkada, yani manzaranın ve değişen tabiatın keyfini çıkarmaya bakıyordum. İçgüdülerim gittiğimiz yönün doğru olduğunu söylediği ölçüde (sinyal aldığımız zamanlarda iPhone’um öyle olduğunu gösteriyordu) gerisi elbet gelecekti.

Biz Türkiye’de, etrafımızda olup biten, kontrol edemediğimiz değişikliklerle büyüdük. Siyasi ve ekonomik faktörler sürekli değişti ve biz bu değişimlere uyum sağlayıp hayata devam etmeyi çok hızlı öğrendik. Ekonomik krizler ve birikimlerimizin yansını buharlaştıran devalüasyonlar bize zaran başımızdan nasıl savacağımızı, beklemeyi ve toparlanmayı öğretti.

Dünyanın geri kalanı bugün tam da bunu öğreniyor. Latin kültürleri gibi bizlerde ya sever ya nefret ederiz, Amerikalılar ise ya sempati ya da öfke duyarlar. Genelde ekstra-dışa-dönük olan bu kültürler derhal tepki vermeye meyillidirler. Diğer tarafta Kuzey Avrupalılar ya tasvip ya tenkit eder, Asyalılar ise saygı gösterir ya da göstermezler. Nispeten içedönük bu kültürler, ilk ikisine göre daha az fevri hareketlerde bulunurlar. Tüm bu farklan günlük yaşantınızda, işte, hatta ormanda bile kolayca fark edebilirsiniz.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari