Buradasınız : Ana Sayfa // Beslenme, Sağlıklı Yaşam // Dr. Howard Murad’tan Sağlığımız İçin Öneriler

Dr. Howard Murad’tan Sağlığımız İçin Öneriler


Dr. Howard MuradDr. Howard Murad, Hollywood yıldızlarının kendilerini teslim ettiği dünyaca ünlü bir eczacı ve dermatolog. Tüm ürünlerinin formülleri kendisine ait, 1988’de Los Angeles’ta açılan Medical-Day-Spa merkezinin de kurucusu. Cilt ürünlerinde çığır açan Dr. Murad markasının sahibi bilim adamıyla Santa Monica’daki ofisinde buluştuk.

Güzel bir vücuda, sıkı bir cilde ve genç bir görünüme sahip, sağlıklı insanlar olmak için çabalıyoruz. Yediğimiz yiyecekleri, yaptığımız diyetleri, cilt bakımı ürünlerini bilinçli olarak seçtiğimizde ve hayatımızın dört bir yanını saran stresi de alt edebildiğimizde sadece dış görüntümüzü düzeltmiş olmuyoruz, sağlıklı bir bedene de sahip oluyoruz. Santa Monica’daki Medical-Day-Spa merkezinde sağlığımız için önerdiklerini konuşurken, Dr. Murad’dan hayatımızı değiştirecek tüyolar aldık.

ELLE: Çok “cahil” bir soruyla başlayalım:

Cilt kırışıklıklarının sebebi ne ve bunlar nasıl önlenebilir?

HOWARD MURAD: Kırışıklıkları her yönüyle incelemeliyiz.

Nemlendiriciyle tedavi edebileceğiniz yüzeysel ince kırışıklar vardır, bunlar cildinizi nemlendirdiğinizde yok olmaya başlayacak, gerçekten de ince çizgilerdir. Bazıları bu çizgilere uyku çizgileri derler, bazen uyanırsınız ve cildinizde çizgiler görürsünüz, önlem olarak retinol gibi bileşenler kullanabilirsiniz. Bir de derin çizgiler vardır. Bunlar yüzeysel kırışıklar gibidir ama dermal bir bileşene sahiptir. Cildinizi yüzeysel olarak daha sağlıklı yapan güneş koruyucuları, retinol, nemlendiriciler kullanarak fark yaratabilirsiniz ama bir de içsel bileşenler var. 20 yaşından itibaren her sene cildimizdeki kolajenin yüzde birini kaybederiz. Ve kolajen kritiktir, kolajen dermişi, kan damarlarınızı oluşturur. Her sene verdiğimiz bu kayıp yüzünden kırışıklar oluşmaya başlar. İster inanın, ister inanmayın ama bunu minimize etmek için önemli bir hammadde glukosamindir. Glukosamin, fibrob-last’in daha çok kolajen üretmesine yardım eder. Fibroblast (bağ dokusunun ana hücreleri) glukosamin sayesinde işlevini yerine getirir. Diyetinizi aminoasitler, vitaminler, mineraller, sağlıklı içecekler ve diğer faydalı gıdalarla desteklemelisiniz. insanlar glukosamin’in sadece eklem iltihabı için faydalı olduğunu sanıyor ama aslında kırışıkları azaltmada da yardımcı olabilir.

ELLE: Daha çok glukosamin almak için neler yemeliyiz?

H.M.: Glukosamin, balığın derisinden ve deniz mahsullerinden elde edilir. Size gidip yengecin kabuğunu yeyin demiyorum elbette. Ama tam tahıllı gıdalar glukosamin gibi işlev görürler. Ve tabii aminoasitler. Bir diğer önemli besin de cevizdir. Cevizde yüksek oranlarda antioksidan ve omega bulunur.

“BOTOKS GEÇİCİ OLDUĞU İÇİN YAPMIYORUM”

ELLE: Siz hastalarınıza hiç botoks yapmıyor musunuz?

H.M.: Hayır, yapmıyorum. Hiç yapmadım. Sebebi de geçici olması. Hücreleriniz genç ve sağlıklıyken hücre zarınız sağlamdır, suyla doludur ve dış etkenlere karşı dayanıklıdır. Gençken bir kemiğiniz kırılsa çabucak iyileşir, bunun bir sebebi de kemik hücrelerinde daha çok su olmasıdır. Kuruduğunda ve yaşlandığınızda kırılması daha kolaylaşır. Tıpkı kurumuş bir ağaç gibi. Gençken soğuğa ve bunun gibi dış etkenlere daha dayanıklısınızdır. Kanser olma ve kronik hastalıklara yakalanma riskiniz daha azdır. Yaşlandıkça hücre zarı incelir ve zayıflar. Yaşlandıkça su kaybederiz. Yüzde 75 oranında suyla doğarız. Öldüğümüzdeyse sıfırlanır. Cildimiz de bir araba lastiği gibidir, içinde git gide

DR. HOWARD MURAD ÖNERİYOR

STRESTEN KURTULUN

“iki tip stres var; küllürel ve gerçek stres. Gerçek stres patlak bir lastik gibi; kültürel stresse trafik gibidir, hep oradadır. Bir parça stres, potansiyelinizi ortaya çıkarmak için gereklidir. Ama stresin dozajı arttıkça siz de işlevinizi kaybedersiniz. Sabah zamanınız olmadığı için bir fincan kahveyle muffin yersiniz. Muffin sırf yağ ve şekerdir. Bir süreliğine enerjik olursunuz ama bir-iki saat sonra tekrar ihtiyaç duyarsınız. Biraz daha yediğinizde diyabet hastalığına yakalanma riskiniz artar.

Oğle yemeği saati gelir, zamanınız yoktur; içinde hiç omega bulunmayan standart bir yemek yersiniz. Halbuki beyin iyi yağlardan oluşur. Beyniniz ihtiyacı olan besinleri alamaz ve siz depresyona meyilli olursunuz. Eve gelirsiniz, yapmanız gereken işleri yapmamışsınızdır. internete girersiniz, doğru düzgün akşam yemeği yememişsinizdir, fast food veya hazır yiyecekler tüketmişsinizdir. Sonra Facebook’u açar ve orada iki saat geçirirsiniz, saat bir olur, bu sefer de uyuyamazsınız. Ertesi gün nasıl performans gösterirsiniz? Pek parlak değil. Ve bu döngü bizim kültürümüz yüzünden oluyor. Bununla başa çıkmaktan başka çareniz yok çünkü elinizden bir şey gelmez, bu kültürün içinde yaşıyorsunuz. Sizden ne kadar çok beklenti olursa, o kadar çok trafik, o kadar çok çevre kirliliği olacak. En azından günde 15 dakikanızı kendinize ayırın; sağlıklı bir kahvaltı etmek için, güneş kreminizi sürmek için, oturup dinlenmek için.” daha az hava kalır, işlev görür ama eskisi kadar değil. Ve arabaya zarar verir. Lastik patladığında hava kaçırır, eskisi kadar hızlı gidemezsiniz, şanzımana ve motora daha çok yük biner, hücreleriniz de yaşlandığında tüm vücudunuza böyle etkisi olur. Her şey birbiriyle bağlantılıdır. Hücre zarının iyi aminoasitler tarafından yapıldığını bilmeliyiz. Bunlar serbest radikaller, inflamasyon ve stres yüzünden hasar görürler. Biz de mümkün olduğunca cildi sağlıklı hale getirmeye çalışıyoruz. Çünkü cildiniz aynı zamanda koruyucu kalkanmızdır.

“SU YEMEK” NE DEMEK?

ELLE: Peki nasıl beslenmemiz gerekiyor?

H.M.: Çok yönlü bir yaklaşım uygulamak lazım. Su çok önemli olduğu için herkes günde sekiz bardak su için diyor, ben sizden üç-dört porsiyon meyve, sebze ve lifli besin yemenizi istiyorum. Bunun sebebi de meyve ve sebzelerin büyük oranda su içermesidir. Yapılarının içinde su bulunur ve zaman içinde bu su vücuda bırakılır. Suyun yanı sıra anti-oksidanlar, kemik erimesi ve kansere karşı sizi dirençli kılan, bağışıklık sisteminizi güçlendiren bileşenler içerir. Su içmeyin demiyorum ama su içeren gıdalar tüketerek vücudunuzu daha çok nemlendirirsiniz. Zamanınızın yüzde 80’inde gerçekten doğru beslenmelisiniz, yüzde 20’sindeyse keyif aldığınız şeyleri yemelisiniz. İnsanlar sürekli sağlıklı beslenemezler ve size “asla çikolata yememelisiniz” dersem daha da çok canınız çeker ve daha da çok yersiniz.

“KENDİNİZE” HAYAT DERSİ
ELLE: Size gelenlere verdiğiniz özel tavsiyeler var mı?

H.M.: Onlara sorduğum ilk soru şu: Hayatta sizin için en önemli kişi kim? Tabi-i ki herkes, bencil olmamak için annem veya şu, bu diye cevap veriyor. Ama cevap neden “ben” olmalı, size anlatayım. Kendinizi önemserseniz, hayatta en önemsediğiniz kişi kendiniz olursanız, kendinize iyi bakarsınız. Kendinize iyi bakarsanız, mutlu, hayat dolu olur ve diğer insanlara da iyi bakar, destek olabilirsiniz. Kendi kendinizin hocası olmalısınız. Yıllar önce Nobel ödülü kazanmış birinin sevdiğim bir söz vardı: “Herkesin gördüğü ama kimsenin bilmediği bir şeyi keşfedin.” Bu odada hepimiz aynı şeylere bakıyoruz ama ben sadece bu süveterin mor olduğunu görüyorum; ancak belki siz bunun farkına bile varmazsınız. Yani kendiniz olun, kendinizden öğrenin çünkü dünyada eşiniz benzeriniz yok. Tek bir kişi bile yok sizinle aynı olan. Buraya gelenlere şunu da öğiitlüyorum: Rahat hissedin, insanlardan keyif alın; fiziksel özelliklerinizden çok duygusal özellikleriniz önemlidir. Pek çoğumuzun yeteneği var ama diğer insanlara göstermeye çekiniyor; hatta uğraşmıyoruz bile. Çünkü sonuç yeterince iyi olmaz diye korkuyoruz. Diğer insanlar tarafından reddedilme korkusu duymadığınız zaman başarılarınız artacaktır.

DİYETLER İŞE YARIYOR Mil?

ELLE: Bugünlerde çok popüler olan yüksek protein diyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

H.M.: Açık konuşmak gerekirse diyetlerde eksik olan şeyler var. Bunların çoğu vücudu susuz bırakıyor. Bana sorarsanız bir diyet uygulamak istiyorsanız su bakımından zengin gıdalar tüketin. O zaman yanılmazsınız. Çok fazla sebze tüketseniz bile şişmanlamazsınız. Ama daha sağlıklı olursunuz, sindiriminiz daha iyi çalışır, vücudunuza lif zengini maddeler girer.

ELLE: Yediğimiz sebzelerin, meyvelerin hormonlu veya doğal olmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?

H.M.: Eğer bulabiliyorsanız ve maddi olarak gücünüz yetiyorsa elbette organik gıdalar tüketmek en iyisi. Ama bu toplumda yaşıyorsunuz; hiç yememektense, bu gıdaları yemek daha iyidir. Bu yüzden gıda takviyelerini seviyorum, gıdalardan alamadığınız şeyleri tamamlayabilirsiniz.

ELLE: İnsanlar gıdaların ne şekilde üretildiği konusunda endişeliler ve takıntı haline getirmiş dürümdalar. Ama bu da yine stres yaratıyor.

H.M.: Kültürel stres. Her şey Çin’de üretiliyor, oradan, buradan geliyor; GDO (genetiği değiştirilmiş organizmalar) gibi. Evet, doğru ama bunları değiştiremiyoruz. Önemli olan stres değil, sizin strese nasıl tepki verdiğiniz. Kendinizi iyi hissettiğinizde daha çok egzersiz yaparsınız, sağlıklı beslenirsiniz, arkadaşlarınızla daha çok zaman geçirirsiniz, işinizde daha başarılı olmak için istek duyarsınız.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Yorum Yapın

yukari