Ette spekülasyona geçit yok

Ramazan ayı öncesinde et fiyatları sıkı takibe alındı. Et ve Süt Kurumu’nun 81 ilde satış noktası olan marketler aracılığıyla ucuz et satışı sürecek. Spekülatif fiyat artışlarında 13 bin satış noktasının sayısı artırılacak…

VATANDAŞIN temel besin kaynaklarının başında gelen kırmızı ette fiyat artışları sürüyor. Enflasyonla mücadele kapsamında önemli bir unsur olan kırmızı ete erişimin makul fiyatlarla sağlanması ve piyasanın regülasyonu için bir yandan “üretim odaklı tedbirler alan” Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, öte yandan spekülatörlere göz açtırmıyor. Ramazan ayı öncesinde de et fiyatlarını yakın takibe alan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 81 ilde satış noktası olan marketler aracılığıyla ucuza et satışını sürdürüyor. Kırmızı ette spekülatif fiyat artışı olması halinde 13 bin satış noktasının sayısının artırılması planlanıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) aylık fiyat gelişmeleri raporuna göre kırmızı et fiyatlarında Ocak ayından itibaren gözlenen artış eğilimi devam etti. Kırmızı et fiyatları Nisan’da yüzde 4.33 artarken, ilk dört aydaki birikimli artış yüzde 12.73 seviyesine ulaştı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) verilerine göre, 3 Mayıs’ta kombinalar ve kesim-hanelerden alman ESK hariç yağsız dana karkas et fiyatları kilogram başına bir önceki aya göre yüzde 0.9 artışla 28.70 TL’ye, yağsız kuzu karkas et fiyatları yüzde 3.7 artışla 40.74 TL’ye yükseldi. Geçen yıla göre ise fiyatlar dana karkasta yüzde 5 artarken, kuzu karkasta yüzde 23.70 oldu.

Elbette kırmızı et, söz konusu fiyatlardan tüketiciyi ulaşmıyor. Karkas et fiyatlarına, işletme giderleri ve KDV başta olmak üzere kemik, kan, yağ ve satış süreci olarak bir kilo etin satış fiyatına yüzde 50 görünmeyen maliyet ekleniyor. Bu da kırmızı et fiyatlarına kilogram başına ortalama 15 TL olarak yansıyor. Durum böyle olunca Ankara’da bir markette bir kilogram dana kıyma 44 TL’den, dana kuşbaşı 60 TL’den satılırken, Hakkari’de dana kıyma 40 TL’ye, dana kuşbaşı 45 TL’ye tüketiciye ulaşıyor. ESK’nın 1 Kasım 2017’den itibaren 81 ilde satış noktası olan marketlere ucuz et satışı uygulaması ile kıyma 29 TL/Kg (KDV dahil), kuşbaşı ise 31 TL/Kg (KDV dahil) fiyatlarla satışa sunuluyor. Uygun fiyata et satışı kapsamında ESK bu marketlere aylık 5 bin ton civarında gövde karkas satışı yapıyor.

81 İLDE SATIŞ NOKTASI

Hükümet vatandaşın temel besin kaynaklarının başında gelen ve enflasyonla mücadele kapsamında önemli bir unsur olan kırmızı ete erişiminin makul fiyatlarla sağlanması üzerinde titizlikle duruyor. Daha önce kırmızı ette fiyat istikrarını sağlamak için Et ve Süt Kurumu’na (ESK) piyasaya müdahale yetkisi verilmişti. Ayrıca ESK’nin 81 ilde satış noktası olan marketlere ucuz et satışı başlamıştı. Son olarak kırmızı et fiyatlarındaki artışlar nedeniyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yüzde 10 gümrük vergisi oranıyla 500 bin adet büyükbaş kesimlik hayvan ithalatı için tarife kontenjanı açılmasını gündeme almıştı. Karar çerçevesinde, canlı hayvan ithalatının altyapısı ve kurumsal kapasitesi güçlü olan özel sektör firmaları marifetiyle gerçekleştirilmesi öngörülüyordu. Yurt içinde besicilik yapan işletmelerin zarar görmemesi için azami hassasiyet gösteren Hükümet, şimdilik ithalat kararnamesini askıya aldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaptığı bir açıklamada özellikle Ramazan ayında et fiyatlarında yaşanacak artış konusunda uyarılarda bulundu. Serbest piyasa fiyatlarına saygı duyan biri olduğunun altını çizen Fakıbaba, dar gelirli vatandaşların bu proteinden faydalanabilmesi için 29 ve 31 TL’den altı aydan beri et satışı yapıldığını, o fiyat anlayışını devam ettireceklerini söyledi. Fakıbaba, “Dar gelirli vatandaşlarımızın etini 29 ve 31 TL’den alacağı şimdi 13 bin yer var. Eğer fiyat artırmak isteyen olursa bu 13 bini de artırabiliriz” dedi.

“TÜKETİCİYE YANSIMAZ”

Her sene Ramazan ayı öncesinde et fiyatlarının geçici olarak bir miktar artığını vurgulayan Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) Başkanı Bülent Tunç’a göre, Ramazanın ilk haftasından itibaren fiyatlar zaten düşecek. Biraz sabırlı olmak gerektiğini söyleyen Tunç, fiyatların artmasını gerekçe göstererek kesimlik hayvan ithal etmenin üreticinin zararına olacağını söyledi. Tunç, “Üretici bazında fiyatlarda herhangi bir artış yok. Daha önce olduğu gibi kesimlik hayvan ithalatı, tüketicinin daha ucuza et tüketmesini sağlamayacak. Bu uygulamadan hem üretici hem de tüketici zarar görecek. Yapılması gereken kesimlik hayvan ithalatı yerine, kaliteli ve verimli besilik hayvan temini. Ayrıca bu konuda üreticinin desteklenmesi” diye konuştu.

UKON Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hacıince ise, Türkiye’de kırmızı et üretiminin tüketimi karşılama noktasına gelene kadar besilik hayvan ithalatının sürekli olarak ve besicilerin taleplerini karşılayacak şekilde yapılmasının tek yol olarak görüldüğünü vurguladı. Piyasanın regülasyonu için Bakanlığın yoğun bir çaba sarf ettiğini dile getiren Hacıince, “Yapılan kısa dönemli müdahaleler ile fiyatlarda kısa ve orta vadede düşme görülüyor; oysa üretim odaklı tedbirler alınmalı” ifadelerini kullandı. Hacıince, kırmızı et fiyatlarındaki artışın “üretimdeki azalma ve üretim maliyetlerinde görülen artışlar” ile paralellik taşıdığı görüşünde.

KIRMIZI ET ÜRETİMİ AZALDI

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre, Mart’ta yılbaşına göre perakende dana eti fiyatının yüzde 2.67, perakende koyun eti fiyatının yüzde 14 oranında artış gösterdiğini vurgulayan Hacıince, artan fiyatlara küçükbaş hayvan arzının Aralık ve Ocak ayları içerisinde azalmasının etkisi olduğunu kaydetti. Bununla birlikte büyükbaş ve küçükbaş hayvan arzının yetersizliği nedeniyle küçükbaş üretiminin toplam kırmızı et üretiminin en az yüzde 30’u seviyesine taşınması gerektiğini söyleyen Hacıince, “TÜÎK verilerine göre, 2017’de büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13.2 artışla 16 milyon 105 bin baş, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 7.2 artışla 44 milyon 312 bin baş oldu. Kesilen büyükbaş hayvan sayısında bir önceki yıla gö^e yüzde 7.5 azalma, küçükbaşta ise yüzde 23.3 artış görüldü. Kırmızı et üretiminde ise sığır eti üretimi bir önceki yıla göre yüzde 6.8 azalırken, koyun eti üretimi ise yüzde 21.3 arttı. Toplam kırmızı et üretiminde görülen artışın bir önceki yıla göre yüzde 4 olmasına rağmen üretim rakamlarının sene içerisinde yapılan ithalatı da içermesi nedeniyle yerli üretimdeki azalmanın resmi rakamların üzerinde olduğu düşünülüyor” diye konuştu.

TÜÎK verilerine göre toplam süt üretiminin 2017’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 12 artış ile 20.7 milyon ton olarak tahmin edilmesine rağmen sanayiye gönderilen sütün yaklaşık 100 bin ton azaldığını belirten Hacıince, süt verilerindeki düşüşlerin dişi hayvan kesiminin devam ettiği anlamına geldiğini vurguladı.

TÜKETBIR Başkanı Bülent Tunç, kırmızı et üretiminde geçen yıl yaşanan gerilemede, 2017’de besi desteğinin kaldırılmasının etkili olduğunu söyledi. Besi desteğinin kalkmasının kayıtdışı kesimleri arttırdığına dikkat çeken Tunç, 2018 yılında besilik erkek sığır desteğinin tekrar verilecek olmasının üretimi artıracağını, kayıtdışılığı azaltacağını vurguladı. Tunç, 2018’in ilk verileri açıklandığında kırmızı et üretiminde artış olduğunun görüleceğinin altını çizdi.

“HAYVANCILIĞA YATIRIM ŞART”

SETBÎR Başkanı Tarık Tezel, bugün itibarıyla Türkiye’de kırmızı et tüketimini karşılayacak yeterli hayvan varlığı olmadığını vurgulayarak, kırmızı et sektöründeki besilik hayvan açığı dolayısıyla ihtiyaç duyulan kırmızı etin, besilik ve kasaplık hayvan ve bir miktar kırmızı et ithalatı ile karşılamaya çalışıldığını söyledi. Geçen yıl 782 bin baş sığır ithal edildiğini belirten Tezel, orta ve uzun vadede ithalatın azalması için öncelikle artan nüfusa yetecek, uygun kalite ve maliyette besilik materyale sahip olmak gerektiğini kaydetti. Tezel, “Eğer kendi hayvan kaynağımızı gelişti-remezsek bu ithalat gelecekte de devam edecek. Bugün 80 milyon olan, 2023’te 84 milyon, 2050’de 93 milyon olması öngörülen nüfusumuzun kırmızı et kaynaklı hayvansal protein ihtiyacını karşılayabilmek için hayvan sayımızı artırmak, bunun için de hayvancılığa yatırım yapmak şart” diye konuştu.

Tezel, Türkiye’de kırmızı et fiyatlarını belirleyen faktörler içinde hayvan satın alma maliyetinin yüzde 55 ile ilk sırada yer aldığını belirterek, diğer başlıca unsurları ise yüzde 30 ile yem giderleri, yüzde 15 ile işçilik, amortisman, finansman, veteriner hizmetleri, ilaç ve lojistik olarak sıraladı.

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş ise, kırmızı et maliyetleri içinde hayvan alım giderlerinin yüzde 60 olduğunu, yem giderlerinin ise yüzde 28 ile ikinci sırada yer aldığını ifade ederek, “Etin uygun fiyata getirilebilmesi için uygun fiyatla besi materyali temininin öncelikli husus” dedi. Karakuş, Türkiye’nin iklim ve coğrafi koşulları nedeniyle hayvanların karma yem ağırlıklı beslendiğini, bunun da besi maliyetleri içerisinde yem maliyetlerinin payının istenenden yüksek olmasına neden olduğunu kaydetti.

“KALİTELİ KABA YEM YETERSİZ”

Karakuş, hayvan yetiştiriciliğindeki en önemli sorunların başında kaliteli kaba yemlerin arzındaki yetersizliğin geldiğini vurguladı. Türkiye’nin yeterince yağış almaması, aşırı otlatma, şehirleşme ve mera yönetimindeki sorunlar neticesinde kaliteli kaba yem arzında önemli düzeyde açık bulunduğunu belirten Karakuş, bu alandaki açığının 25 milyon ton olduğunu dile getirdi.

Yem sektörünün 2017’de 2016’ya göre üretimini yüzde 10 artırarak 22.4 milyon tona çıkardığını vurgulayan Karakuş, sektörün bu üretimi ile dünyada dokuzuncu AB ülkeleri içerisinde ise ikinci sıraya yükseldiğini belirtti. Sektördeki bu gelişime bitkisel üretimin yeterince karşılık veremediğini söyleyen Karakuş, “Bu nedenle üretilen yemlerimizin yüzde 40’ı ithal yem hammaddelerine bağımlı. Hammadde fiyatlarında özellikle yağlı tohum küspeleri ve kepeklerde son bir ayda önemli seviyede artışlar görüldü ve fiyatlar artma eğilimde bulunuyor. Son üç ayda yağlı tohum küspelerinde ortalama yüzde 24, kepeklerde ise yüzde 18 seviyelerinde fiyat artışları gerçekleşti. Sorunların çözümü için bitkisel üretimin, ihtiyacımıza yeter hale getirilmesi önem taşıyor. Kaliteli kaba yem açığımız mutlaka kapatılmalı” diye konuştu.

Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ ise, yem fiyatlarına gelecek yüzde 30 zammın kırmızı et fiyatlarına yansımasının yüzde 10 olacağını söyledi.

Kişi başına et tüketimi 14.35 kg

TÜİK tarafından yapılan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre, 2017’de Türkiye nüfusu 80 milyon 810 bin 525 kişi olurken, kişi başı kırmızı et üretimi 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 5 azalışla 13.94 kg oldu. Türkiye’de kişi başına kırmızı et tüketimi ise yüzde 2.8 gerilemeyle 14.35 kilo düzeyinde belirlendi. Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, 2010 yılından bu yana Türkiye’de kişi başına et tüketiminin yüzde 27 arttığına dikkat çekti. Tezel, “Et açığının sadece üretim düşüklüğünden değil, aynı zamanda artan talepten kaynaklanıyor olması, daha fazla tüketim gücüne eriştiğimizi gösteriyor. Bu seviye henüz AB’nin (domuz eti hariç) kişi başı 18 kilo kırmızı et tüketim miktarını yakalayamamış olsa da (domuz eti hariç] kişi başı 11 kiloluk dünya kırmızı et tüketim ortalamasının da yüzde 30 üzerinde” dedi.

Et ve Süt Kurumu 680 bin baş canlı sığır ithalatı yaptı

Et ve Süt Kurumu (ESK), kırmızı et piyasalarına müdahale çalışmaları kapsamında 2017’den bugüne 575 bin adet besilik, 105 bin adet kesimlik olmak üzere toplam 680 bin baş canlı sığır ithalatı gerçekleştirdi. İthal edilen besilik sığırlar yetiştirmeleri için besicilere teslim ediliyor. Ayrıca ESK bugüne kadar yaklaşık 266 bin adet kesimlik kuzu ithal ederken, 32 bin ton karkas et ve kemiksiz et ithalatı yaptı. ESK, 81 ilde satış noktası olan marketlere ucuz et satışı gerçekleştiriliyor.

Tank TEZEL / SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı
“Spekülasyona meydan verilmemeli”

Büyükbaş hayvan varlığımız sütçü tip genetik yapıya sahip ve et verimi düşük. Etçi veya kombine ırkların varlığı artırılmalı, buzağılama sıklığı yanında buzağı ölümlerinin azaltılmasıyla besilik materyal arz artırılmalı. Tüketimde daralma, rekabette sorunlar, yüksek maliyetlere rağmen, daha çok süt ve et üretmeli, sağlıklı nesiller için daha çok süt, et ve hayvansal protein tüketmeliyiz. Eğer gerekli ve yeterli yatırım yapılabilirse Türkiye hayvancılıkta net ihracatçı, piyasa yapıcısı, istikrarlı, verimli, rekabetçi bir ülke olabilir. Sorunun aşılması için herkes üzerini düşeni yapıyor. Ramazan ayı da Kurban Bayramı da her yıl geliyor. Dolayısıyla speküle edilecek bir yanı yok. Spekülasyona meydan verilmemeli.

Bülent TUNÇ / Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı
“Üretici baskılandıkça, üretime küsüyor”

Üreticinin dana karkas etten eline Üreticinin dana karkas etten eline geçen para, masraflar düşüldükten sonra kilogram başına 28 TL civarında. Bugün bir kasaba girdiğinde ortalama et fiyatları 50 TL. 70 TL’ye bonfile, 60 TL’ye antrikot satılıyor. Üreticiden ortalama 28 TL’den çıkan kırmızı etin kilosu, ortalama 50 TL’ye nasıl ulaşıyor. Böyle bir kazanç varken, üretici fiyatını baskılayarak insanlara ucuz et yedirme çabası büyük bir yanılgı. Üretici baskılandıkça, üretime küsüyor, üretimden çekiliyor.

Böylece hayvan varlığı açığımızı azaltacağımıza, daha da büyütüyoruz. Vatandaşa ucuz et yedirmek için kasap, market ve sanayici karlılık esasına göre takip edilmeli.

Ahmet HACIİNCE / Ulusal Kırmızı Et Konseyi Başkanı
“Kırmızı ette KDV düşürülsün”

Destekleme ve kredi politikalarının orta ve uzun vadeli olarak planlanması piyasada fiyatların dengelenmesine, üreticinin üretimini sürdürebileceği şekilde önünü görebilmesine büyük katkı sağlayacak. Ayrıca üreticilere kullandırılan kredilerin uzun vadeli olarak 20-30 yıla yayılmalı. Besi işletmelerine kendi yemini tedarik edecek ve senede en az iki kez ahırına hayvan koyabilecek şartları sağlanmalı. Destekleme politikaları orta ve uzun dönemli olarak belirlenmeli ve destekler ihtisaslaşmalı.

Et ve süt üretim primleri üretici maliyetlerine paralel olacak şekilde güncellenmeli. Kırmızı etteki KDV oranı toptanda olduğu gibi perakendede de yüzde 8’den yüzde l’e düşürülmeli. Küçükbaşın tüketimdeki payını artırmalıyız.

Fazlı YALÇINDAğ / Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı
“Erkek dana pahalı”

Merkez Bankası’mn açıkladığı rapora göre üç aylık dönemde etteki birikimli fiyat artışı yüzde 8.05 oldu. Türkiye’de ekonominin sıkıntısı sadece ete mi dayalı?

Merkez Bankası, yüzde 20’lik fiyat artışı yaşanan benzini konu etmiyor. Besi materyali olarak ifade edilen erkek dananın fiyatı çok pahalı. Büyük bir bölümünü yurtdışından satın alıyoruz. 300 kilo gelen bir danayı kilosu 4 euro’dan alırsa 1.200 euro eder. Bunu da TL’ye çevirdiğinizde yaklaşık 6 bin TL satın alma maliyeti karşımıza çıkar.

Yerli hayvan fiyatları ise 5 bin TL civarında. Bir hayvanı sekiz ay besliyorsunuz. Kullandığınız yem ham maddesinin yüzde 70’i ithal ediliyor. Ondan sonra da kırmızı et fiyatları yüksek diyeceksiniz. Nasıl bir sepet ki, etin enflasyon içinde bu kadar ağırlığı var. Kırmızı etin Merkez Bankası tarafından sürekli hedef edilmesini doğru bulmuyorum. Türkiye’de tükettiğimiz kadar üretmiyoruz. Bunun için de değişik ithalat yollarını kullanıyoruz. Bu bizim gerçeğimiz, bundan kaçamayız.

Ülkü KARAKUŞ / Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı
“Biyogüvenlik mevzuatı AB ile tam uyumlu değil”

Dünya genelinde transgenik ürünlerin ekilişi ve ticareti her yıl artıyor. Sektörümüzce ithal edilen
ürünlerin önemli bir kısmı da transgenik ürünler. AB’de, 2017’de genetik yapısı değiştirilmiş 31 adet ürün daha onaylandı ve toplam onaylı genetik yapısı değiştirilmiş ürün sayısı 101’e çıktı.

Türkiye’de ise toplam onaylı ürün sayısı 36. AB’deki onaylı transgenik ürünlerin bir kısmının Türkiye’de henüz onaylanmamış olması sonucunda, sevkıyatlarımızda onaysız ürünlerin çıkması yaygın hale geldi. Biyogüvelik Kanunu’muzdaki tanımlardaki eksiklikler, ağır hükümler gibi nedenlerle biyoteknoloji firmalarınca transgenik ürünlerin onayı için başvuru yapılmıyor. Bu olumsuzluğun giderilebilmesi, yem fiyatlarında düzenli bir seyrin sağlanabilmesi için biyogüvenlik mevzuatımızın acilen AB mevzuatı ile tam uyumlu hale getirilmeli.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*