Buradasınız : Ana Sayfa // Sağlıklı Yaşam // Hastalık Ünlülere Ne Öğretti?

Hastalık Ünlülere Ne Öğretti?


Her iyileşme öyküsü aslında bir umuttur!
Hastalık Ünlülere Ne Öğretti?

unluler hastalikEşimin tedavisi için hastanede geçen yaklaşık 2,5 ayın sonunda gerek Medikal’deki, gerekse izlediğim diğer sağlık programlarındaki büyük bir eksiğin farkına vardım. Hastalıkları konuşuyorduk ama yaptığımız programlarda hastaların kendileri yoktu. Onların tanı sonrasında ve tedavi sürecinde neler hissettikleri, yaşadıkları zorluklar, hastalıktan öğrendikleri de… Sağlık bilgileri veriyorduk ama bunu yaparken insanların ruhlarına dokunmuyorduk.

Gazeteci kimliğimi üzerimden çıkarıp imza attığım sağlık programını hasta yakını gözlüğüyle izlemeye başladım. Ve düşündüm ki; sanat, siyaset, medya ve spor dünyasının sevilen isimleri başta olmak üzere örnek iyileşme öykülerine yer vererek, ekran başındaki hastalara, hasta yakınlarına moral aşılayabilirdik!

Kanser, böbrek yetmezliği, inme gibi yaşamı tehdit eden hastalıkların cinsiyet, zenginlik, ün ya da mevki tanımaksızın herkesin kapısını çalabileceğini anlatmak “Neden ben?” diye soran isyankar ruhlara ilaç olabilirdi. Toplumun sevilen yüzlerinin “kanseri yenme“ “diyabetle yaşam”,“organ nakliyle hayata yeniden merhaba” hikayelerini ekranlara getirerek, onlarla aynı kaderi paylaşan milyonlara umut olabilirdik. Çünkü zorlu bir tedavi sürecindeki hastalar ve onların başucunda sabahı edenler için aslında her iyileşme öyküsü bir umuttu. İşte bu nedenle önce www.sagligimcinhersey.com’da, sonrasında da Medikal’de“İyileşme Öyküleri Köşesi’ni açtım.

Hastalıkların öğrettiklerini ve beraberinde getirdiği fırsatları, yaşamlarında neden olduğu köklü değişimleri söyleşi yaptığım ünlülere mutlaka sordum. Onların dile getirdiği kendi hayatlarına dair iyileşme öykülerinin; hastalığı bir insanın başına gelebilecek en berbat şey olarak nitelendiren insanların ruhlarındaki karanlığa bir ışık tutabileceğini düşündüm.

İşte, ekranlarda ya da gazetelerdeki fotoğraflarında hep sağlıklı, en güzel, en neşeli halleriyle gördüğümüz bazı ünlülerin hastalıklardan öğrendikleri; Onların sesine, hissettiklerine kulak vermek, kapımızı çalan bir hastalığa bakış açımızı değiştirme gücünü bize verecektir.

NEVAL SEVİNDİ (Gazeteci-yazar)
“ArtıkTahammül Etmiyorum, Duygularımı Dile Getiriyorum”

1998 yılında meme kanseri tanısı konan gazeteci -yazar Neval Sevindi’nin hastalık 11 yıl sonra tekrar kapısını çaldı. Yapılan testlerde meme kanserinin genetik yönünü gösteren BRCAI ve BRCA2 genleri saptanınca, memesi ve rahmi alındı, kemoterapi gördü. Pembe Hanım Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği’ni kuran Sevindi, şimdi kanserle yaşayan kadınlara moral aşılanmasına, meme kanseri konusunda bilinç yaratılmasına katkıda bulunuyor.

“Özellikle kanser gibi ölümle yüz yüze kaldığınız bir hastalıkta, sırtınızdaki en ağır yük olan ölüm korkusunu atıyorsunuz. Onu içselleştiriyorsunuz. Hayatta aslında her şey değişebilir ama değişmeyen tek bir gerçek var; günün birinde öleceğiniz gerçeği. Bunu kabullenmiş olmak insanı hafifletiyor ve bütün korkulardan arınmanızı sağlıyor. Hastalığım bana tahammül etmemeyi de öğretti. ‘Yazıktır, tahammül edeyim’, ‘Kocamdir tahammül edeyim’, ‘Çocuğumdur tahammül edeyim’ diyerek hayatımızda severek değil mecburen katlandığımız insan, olay ve durumlar var. Kanserle tanıştıktan sonra ben artık tahammül etmiyorum, duygularımı dile getiriyorum. Duygularımızı göz ardı ediyoruz. Oysa duygularımızı yaşamalıyız.”

ZEKİ ALASYA (Tiyatro sanatçısı)
“Hastalık Hayattaki Gerçek Değerleri Gösteriyor”

Annesi, babası ve ağabeyi şeker hastası olan tiyatro sanatçısı Zeki Alasya 7 994 yılından bu yana diyabet tedavisi görüyor.

“Dostlarım, arkadaşlarım, yakınlarım, çok sevdiğim insanlar, hiç beklemediğim anlarda hastalandılar ve öldüler. İnsan o zaman anlıyor hayatın anlamsızlığını. O zaman anlıyor nelerin çok önemli, nelerin boş ve değersiz olduğunu. Kin, hırs, aşırı kıskançlık, haset, çekememezlik gibi duyguların zavallılığı, gereksizliği o zaman anlaşılıyor. Bu kadar basitse birden yok olup gitmek; yaşamla ölüm bu denli ince bir çizgiyle ayrılıyor-sa ne gerek vardı onca kötü duyguya diye düşünüyorsunuz. Gerçek değerlerin farkına varıyorsunuz.

Kurtulmaya karar veriyorsunuz bu pisliklerden. Bir çekiç alıyorsunuz elinize, başlıyorsunuz ham taşınızı yontmaya. Bir ham taş olarak kendinizi yontuyorsunuz aslında. Bıkmadan usanmadan yontuyorsunuz. Taşınızın pürüzlerini yontmaya, düzeltmeye çalışıyorsunuz. İyi insan, kamil insan olmak gibi bir hedef koyuyorsunuz ama hedefe varamıyorsunuz. Varamayacağınızı bile bile yontmaya devam ediyorsunuz.”

RASİM ÖZTEKİN (Tiyatro sanatçısı)
“Sosyal Detoks Yaptım, Hayatımdaki Kamburları Temizledim”

2005 yılından bu yana kalp hastalığı nedeniyle tedavi görüyor. Kalp damarlarından birine stent takılan Rasim Öztekin, 2009 yılında İleri kalp yetmezliği tanısıyla yaklaşık 2,5 ayı hastanede geçirdi. Kalbine pil takılan sanatçı sağlığına kavuştu.

“Hastalık bana yaşamın çok güzel, mutluluğun ise çok kolay olduğunu gösterdi. Buna karşın hayatı zorlaştıranların ise kendimiz olduğunu öğretti. Yoğun bakımda yatarken yaşamımdaki karşılaştırmaları çok iyi yaptım, yorumladım.

Yaşadığımız süre içinde sırtımızda ne kadar çok kamburumuz olduğunu fark ettim.. Aslında bizler onları hep taşıyoruz. Onları çıkartmamız gerekirken, tam tersine üstlerine birer kambur daha ilave ediyoruz.

Hastaneden çıkınca sosyal detoks yaptım. Arkadaş, dost diye yanlış tanımladığım insanları temizledim hayatımdan. Bu yaşantıma ferahlık getirdi. Düşündüm ki, ben onlardan hiçbir şey almamışım. Hep onlar benden almış. Bir parazit olarak taşımışım onları. Böyle bir sosyal detoks yaptım kendime. Hastalığın bana en yararlı tarafı bu oldu. Hayatımı düzenledim. Hastaneden hayatımdaki fazlalıkları da bırakıp çıktım.”

HALUK YILDIRIM (Milli Basketbolcu)
“Ailemin Değerini Anladım”

8 yıl önce bir tür lenf kanseri olan hodgkin lenfomaya yakalandı. Boyun bölgesinde iki beze ile kendini belli eden hastalığı nedeniyle dört ay kemoterapi, bir ay radyoterapi gördü; altı ay sahalardan uzak kaldı. Ancak yeni sezona yetişti, iyileşerek takımının formasını yeniden giyme mutluğunu yaşadı. Kanser tedavisinden üç yıl sonra ise yeniden baba oldu; ikinci bebekleri dünyaya geldi.

“İnsan hastalanınca bazı şeylerin değerini anlıyor. Günlük yaşamın stresi, koşuşturması içindeyken bazı şeylerin farkına varamıyoruz. Sağlık çok önemli. Sağlığını yitirince hayatın boyunca sahip olabilmek için büyük mücadele verdiğin manevi ve maddi değerlerin tümünün ellerinin arasından kayıp gittiğini sanıyorsun. îster 3 yaşında ister 90 yaşında ol hissettiğin bu duygular değişmiyor. Sağlıklıyken bu değerlerin hayatın akışı içinde birer parçan olmasından dolayı bunu çok da hissedemiyorsun. ‘Onlar ne de olsa oradalar ve benimle beraberler’ diyebiliyorsun ve bazı şeyleri erteleyebiliyorsun.

Eskiden çok ufak şeylere üzülüyordum. Yaptığımız iş oldukça stresli. Kanser tanısı aldıktan sonra hayata bakış açımı değiştirdim. Yaşama daha farklı bakmayı öğrendim. Zaten hastalıktan önce de önemini bildiğim ailemin değerini daha da anladım. Küçük yaşlarda başladığım ve beni ben yapan, karakterimin daha da kuvvetli olmasını sağlayan, mücadele etme potansiyelimin daha da gelişmesine yardımcı olan basketbolün hayatımda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hissettim. Artık, zevk aldığımız şeyleri yapmanın, değer verdiğimiz kişilerle beraber olmanın ve de gereksiz detaylarla vakit harcamamanın önemini çok iyi biliyorum.”

Ümit Özat (Eski Milli futbolcu, teknik direktör)
“Eskiden Çok Suratsızdım, Daha Neşeli Oldum”

2008 senesinde Köln’de oynarken “miyokardid” ya da halk arasındaki adıyla “kalp kası iltihabı”geçirdi. Aniden fenalaşıp yeşil sahanın ortasına yığılan Ümit Özat, doktorların müdahalesi ile hayata döndü.

“Zor günlerde gerçek dostlarınızı görüyorsunuz. Ben de hastalığım süresince bunları bizzat yaşadım. Tabii, keşke bunlar yaşanmasaydı da, gerçeklerle yüz yüze gelmeseydim. Kimin gerçek dost, kimin sahte olduğunu biliyorum artık. Hastalık hayata bakışımı da değiştirdi. Eskiden çok suratsızdım. Bir maç kaybettiğimiz zaman evimiz sanki cenaze evi gibi oluyordu. Hayatta işten değerli başka şeylerin de olduğunu, işi iş zamanında yapmayı ve bunları eve yansıtmamam gerektiğini öğrendim. Yaşadığım kalp rahatsızlığından sonra biraz daha neşeli olduğumu düşünüyorum.”



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari