Buradasınız : Ana Sayfa // Sağlıklı Yaşam // Hekime saygı lütfen! Doktorunuzun Gözleri Ne Anlatıyor?

Hekime saygı lütfen! Doktorunuzun Gözleri Ne Anlatıyor?


Hekime saygı lütfen!
Doktorunuzun Gözleri Ne Anlatıyor?

Nedense artık çoğu kişi karşısındakinin gözlerine bakmıyor. Baksa da, o gözlerin anlattığı sevinci, hüznü, yorgunluğu, endişeyi ya da pişmanlığı fark etmiyor. Bakmak ile görmek arasında fark var. Görmek ile hissetmek, empati kurmak arasında da…

doktora saygi

Sürekli ilgi bekleyen egoist benliğimiz, hayatın odak noktasına hep kendini koyuyor. Aşk yaşamında, evde, ofiste, sokakta, hastanede herhangi bir şekilde iletişime geçtiğimiz insanlardan beklediğimiz ilgiyi, dikkati, özeni görmeyince şımarık ruhumuz arsızlaşıyor, dilimiz yılan gibi ısırıveriyor. Kimilerinin içlerinde yaşattığı kabadayı en ufak bir hata karşısında dört duvarı inletiyor.

İşte böyle durumlarda acaba sizi öfkelendiren kişinin gözlerinin içine bakmak hiç geliyor mu aklınıza? Masaya rakınız için buz getirmeyi unutan garsona diğer masaların duyacağı şekilde çıkışmak yerine biraz empati kursanız belki de restoran işletmecisinin az sayıda personel çalıştırması nedeniyle masadan masaya çaresiz bir şekilde nasıl koşuşturduğunu görebileceksiniz. Yüzündeki telaşı, beden diline yansıyan stresi fark edeceksiniz.

Garsonu onlarca kişinin içinde azarlamak yerine “10 dakikadır bizim buzu getirmediniz. Sizin için çok yoğun bir gün olmalı. Garson sayısı az geliyor sanırım. Kolay gelsin, işiniz zor” diye insani bir iletişim kursanız, eminim o garson gönülden sizinle ilgilenecektir aranızda kurulan sıcak iletişimin etkisiyle.

SAĞLIK HİZMETLERİNDE İLETİŞİMSİZLİK

Sağlık hizmetlerinde de ne yazık ki aynı sorun yaşanıyor. Doktor hastasının, hasta ve hasta yakınları da doktorun gözlerine bakmıyor. Acil durumdaki hastalar ve hasta yakınları tabii bu konunun dışında. İnsan can derdindeyken, kanaması varken, acı ya da ateş içinde kıvranırken kimseyi düşünemez. Acil serviste ya da yoğun bakım servisinde ölüm ile yaşam arasında gidip gelen hastası bulunanların elbette dünya umurunda olmaz. Hastalar da, hasta yakınları da böyle anlarda gözlerinin içine sevgiyle bakan hekimler, hemşireler ararlar yanlarında.

HEKİME, HEMŞİREYE KIZMADAN ÖNCE…

Peki ya acil olmayan durumlarda? Hastanızın yanına 10 dakikadır gelemeyen serviste görevli hemşireye kızmak yerine, omuzlarına yüklenen aşırı hasta sayısından dolayı onun da mağdur olabileceği hiç aklınıza geliyor mu?

Randevu saatinizin üstünden yarım saat geçmesine rağmen bir türlü muayene odasına giremediğiniz doktorun o gün 75 ya da 100 hastaya bakmak zorunda olabileceğini biliyor musunuz?

Siz poliklinikte sırada beklerken odasından çıktığı için arkasından nefretle baktığınız hekimin tuvalet gereksinimi olabileceği ya da migren krizi yüzünden midesinin bulanmış olabileceğini bir an olsun düşünüyor musunuz?

Belki de karşınızdaki hekim, nöbet dahil 35 saatten bu yana mesai başında olabilir. Doktorların da robot olmadıklarını, bizler gibi uykuya gereksinimi olabileceğini acaba kaçımız düşünüyoruz?

Şimdi söyler misiniz, hastalardaki bu memnuniyetsizliğinin sorumlusu kimdir? Hekimler mi yoksa onları bu ağır tempoda çalışmaya mecbur eden, hasta ile hep doktorları karşı karşıya bırakan sağlık sistemi mi? 1970’li, 80’li yıllardan bu yana sağlık sistemindeki tüm aksaklıkların, cihaz ve insan gücü azlığının sorumlusu olmalarına karşın, hep hekimleri hedef gösteren, hastalarda, hasta yakınlarında doktorlara karşı yıllar içinde oluşturdukları tepkilerin arkasına saklanan politikacılar mı?

Yoksa doktorların sorunlarına hiç yer vermeyen, onları hep hedef gösteren, buna karşın otlarla şifa sömürüsü yapan bir takım açıkgözleri reyting ve tiraj uğruna manşetlere taşıyan medya mı?

Tabii tüm bunlar sekiz dakikalık bir muayenede bile olsa, bir hekiminin hastasına güler yüzle merhaba deyip, ismiyle hitap etmesine ve gözlerine bakarak konuşmasına engel değil!

Tabii sağlık hizmetindeki sorunlar, eksiklikler hastanın, hasta yakınlarının hekimlere saygısız davranmasına mazeret değil! Şiddete gelince, bunun insanlıkla bir ilgisi yok! Şiddet bir suç, şiddet bir vahşet…

Trafikte sollama, selektör yakma, yol vermeme gibi gerekçelerle birbirlerine sopalarla, levyelerle saldıranların giderek arttığı bir ülkede en güvenli olmamız gereken yerlerden birinde, hastanelerde hekime yönelik şiddet de artıyorsa, bunun toplumsal, siyasal nedenlerinin iyice irdelenmesi gerekiyor demektir.

Sağlık muhabirliğine başladığım 1984 yılından bu yana doktorlara saygı her geçen yıl daha azaldıysa, artık İstanbul Tabip Odasının santrali “Hekimseniz ve şiddete uğradıysa-nız lütfen 9’u tuşlayınız” uyarısı ile açılıyorsa; 21. yüzyılın Türkiye’si için bu utanç manzarasının sebepleri araştırılmalı!

Hekimlere saygının yok olduğu, doktorların bastırılmış toplumsal öfkenin hedef noktası haline getirildiği günümüzde oğlunuzun ya da kızınızın tıp fakültesine girmesini ister miydiniz?

Doğru!

Belki de karşınızdaki hekim, nöbet dahil 35 saatten bu yana mesai başında olabilir. Doktorların da robot olmadıklarını, bizler gibi uykuya gereksinimi olabileceğini acaba kaçımız düşünüyoruz? Randevu saatinizin üstünden yarım saat geçmesine rağmen bir türlü muayene odasına giremediğiniz doktorun o gün 75 ya da 100 hastaya bakmak zorunda olabileceğini biliyor musunuz?



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler: ,

Yorum Yapın

yukari