Buradasınız : Ana Sayfa // Sağlıklı Yaşam // Kalpleri bir mönüleri farklı

Kalpleri bir mönüleri farklı


lale cemalAşk ve yemek hayatın en keyifli iki noktası olsa gerek. Ancak bu keyif her ilişkide uzlaşmaya dönüşmeyebiliyor. Yine de farklı tercihlerine rağmen birlikte mutfağa girerek yemek yapanlar da var. Bu kez konuklarımız ünlü çiftler… Farklı beslenme alışkanlıklarına sahip olsalar da, aşk mutfakta tüm yoğunluğuyla pişiyor.

Proteini yüksek sebzeleri keşfedip, yemeklerimde kullanmayı seviyorum

“Cemal et yemeği sever, bense ilkokuldan beri vejetaryenim. En severek yediklerinden biri de hamburger. Bu çok da kötü değil bence çünkü içinde küçük bir parça et var. Ben proteini yüksek sebzeleri keşfedip, yemeklerimde kullanmayı çok seviyorum. İlla ki et yiyerek doymanın gereksiz olduğunu, düşünüyorum. Balık ise biraz daha ayrı bir yerde. Ben yiyemem ama Cemal’in balık düşkünlüğü çok hoşuma gidiyor. Eşim gibi beslenebilmem mümkün değil, ben o sayfayı on yaşında kapadım. Hayvansal ürünlerin tadını dahi hatırlamıyorum ama ona uyum sağlamakt da hiçbir zaman zorlanmadım. Yine de düşünüyorum; onun yediklerini ben yesem herhalde çok sinirli ve kilolu biri olurdum. Gerçi açlık da insanı geriyor ama et yiyen insanların sinirleri daha bir taşmaya hazır. Cemal’e dönersek o kesinlikle sağlıklı besleniyor ve yaşıyor. Ayrıca elinin ayarını da çok seviyorum. Hiç aklıma gelmeyen karışımlar yaratıyor. Bana mutfakta hep yardımcı oluyor. Öğretici de… Onunla yemek yapmak büyük bir keyif.”

Et yemeği çok seviyorum ve hamburger bağımlılığım var!

“Lale vejetaryen olduğu gibi, çok da seçicidir. Doğal ve sıhhatli yiyecekler tüketmeyi tercih eder, bulamazsa da aç kalır. Bana gelirsek… Bir kere etoburum ve hamburger bağımlılığım var ama yediğim her şey doğal, taze ve kesinlikle paketlenmemiş olmalı. Elimden gelse sadece barkodsuz ürün kullanırdım. Kısacası iyi, lezzetli ve sağlıklı olan her yemeği yerim. Lale’nin beslenme şeklinin tek kötü yanı protein eksikliği yaşaması. Yoksa o da son derece sağlıklı besleniyor. Bu yüzden uyum sağlamakta zorlanmıyorum, hatta keyif alıyorum. Lale sayesinde her zamankinden daha sağlıklı besleniyorum. Ayrıca çok keyifli bir çeşitlilik oluyor. Onun sayesinde bir sürü vejetaryen yemek tarifi öğrendim. Lale’nin hazırladıklarından yediğim zaman daha hafif ve pozitif hissettiğim de doğru. Ortak bir noktada buluşmamız gerekse onun mönüsünden ilk seçeceklerim kinoa ve salataları olurdu. Benim en keyif aldığım yemekler listesinin başında ise deniz ürünleri geliyor. Denizden çıkan her şeyi çiğ tüketebilirim. Biz çift olarak beraber yemek yapmayı çok severiz. ‘Dolapta ne varsa mutfağı’ ise favorimiz. Birlikte hazırladığımız en lezzetli sofrada ise kişnişli patates salatası, Thai Guacamole, ıspanak sote, Lale salata, portakallı ördek, mercimek salatası, kalabalık aile fertleri ve tiramisu vardı.”

Yemek yemeği clozııncla tutmak gerektiğine inanıyorum

gokhan ceren“Her öğün ayrı bir keyif aslında ikimiz için de. Bazen birbirimize karışmıyor da değiliz. O benim tatlı yememe karışıyor, ben de onun belli bir saatten sonra abur cubur yemesine müdahale ediyorum.

Yemek ayırt etmem. Sadece dozunda tutmak gerektiğine inanıyorum. Hatta çok sevdiğim fakat bana zararlı olabileceğini düşündüğüm bazı gıdaları, hayatımdan çıkartmadan, sınırlayarak tüketiyorum.

Örneğin Nutella’yı çok seviyorum ama günde bir kaşıktan fazla tüketmiyorum.

Ceren gerçekten bedenini dinleyen ve ihtiyacı olduğunu hissettiği her şeyi yiyebilen biri. Bu bazen abur cubur konusunda bahane olsa da genel anlamda sağlıklı gıdalar tüketiyor. Sebze olsun gerisi kolay aslında. Sadece salata yiyerek bile hayatım sürdürebilir. Bana gelince kırmızı et ve balık yemek daha fazla keyif veriyor. Sebze de epey iştahımı kabartır. Özellikle mönüde ıspanak varsa, bana eti unutturabilir. Bizi mutlu eden, yemek yapmaktan çok birlikte yemek aslında. Dışarıda yiyip çok beğendiğimiz her ne olursa mutfağımızda yapmaya çalışırız. Çoğu zaman da daha güzel olur, bunun nedeni içinde aşk olması galiba. ”

Kahvaltı en güzel öğün. mutlulukU bir ilgisi olmalı!

“Meslektaşlarımızın aksine erken kalkar, her sabah en güzel öğünümüz olan kahvaltımızı A’dan Z’ye yaparız. Gökhan yemek seçmez ama kesinlikle sağlıklı beslenmeyi sever. Gece belli bir saatten sonra da yediklerine çok dikkat eder. Benim gibi abur cubur tüketme huyu yok, onun yerine benim yeni gördüğüm garip garip meyveleri yer. Benim de gece atıştırmalarıma (çöp yemek diyoruz biz onlara) çok kızar. Ben kesinlikle önce otçul, sonra da etçilim. Koyu yeşil ve yapraklı olan şeyleri görünce ağzım sulanır, sebze yemeklerini, zeytinyağlıları, salataları, mezeleri çok severim. Tam bir Ege insanıyım. Fastfood dışında insanca hazırlanmış her türlü yemeği zevkle yerim.

Hatta çocukken bana hediye getirilen çikolataları yemez, onun yerine çiğ pırasa kemirirmişim. Yemek konusunda beni mutlu etmek kolaydır. Gökhan’a dönersek şekerli yiyecekleri, özellikle çikolatayı biraz fazla sevmesi dışında hiçbir kötü alışkanlığı yok. Sağlığına önem veren, bedenine saygı duyan, doğru beslenen, yemek konusunda çok bilinçli bir insan.”

Çocukluğumdan bu yana yemek yemek benim için arada yapılan bir aktivite

gokce aytac“Gökçe’nin beslenme şekli bana göre çok daha düzenli. Etçidir ama üst üste et yediyse; ‘Benim biraz da sebze tüketmem gerek’ der. Aramızdaki en büyük fark düzenli ve düzensiz beslenmemiz olarak özetlenebilir. Ben en çok akşam altıdan sonra yemek yiyorum. Çocukken de sabah kahvaltısıyla aram hiç iyi değildi. Hâlâ gülerek hatırladığım bir hikâyem var; çok küçükken bir sabah babaannem ben okula gitmeden önce kahvaltıyı hazırlıyor, sonra beni çağırıyor;

‘Kızım hadi gel kahvaltım yap gitmeden’ diyor.

Benim cevabım ise ‘Ama babaanne ben daha dün yemiştim ya!’ oluyor!

Hiçbir zaman aram çok iyi olmadı yemekle. Ama sebze yemekten çok keyif alıyorum. Gökçe hamur işini nereden çıkardı bilmiyorum ama ikimizin de ortak tercih edeceği yemek salata olurdu.

Misafir ağırlamayı, yedirip içirmeyi çok severiz ama ben az yiyorum o değişmez bir gerçek.”

Düzenli beslenmeye ve vücuduma ihtiyacı olanı vermeye çalışıyorum

“Biz beslenme özürlü bir çiftiz aslında. Bu da yemek yeme alışkanlıklarımızdaki tek benzer noktamız olabilir. Ben sabah kahvaltısına ağırlık veririm. Gökçe ise tam tersi sabah hiç yiyemez, o yüzden evdeki kahvaltı lojistiği tamamen benim üzerimde. Yemekleri genellikle Gökçe yapar, ben salata kısmında devreye girerim. Onun yediklerini ben yeseydim ölebilirdim, ikinci günde beni seruma bağlarlardı, 52 kiloya falan düşerdim büyük olasılıkla çünkü çok az yiyor. Gökçe’nin çok iyi beslendiğini söyleyemem, ona nazaran ben biraz daha düzenli besleniyorum diyebilirim ama ikimiz de gece yemek yemeği çok seviyoruz. Saat on bir, on ikiden sonra deli gibi acıkıyoruz. Yemekten en keyif aldığım ise kırmızı et. Ne kadar zararlı olduğunu bilsem de bu böyle. Gökçe ise çok fazla pizza yiyor, bir de beyaz ekmeği çok tüketiyor, esmer ekmeğe bir türlü alıştıramadım onu. Yine de o kadar az yiyor ki hiç kilo almıyor.”

BESLENME UZMANI NÜKET AKSAKAL ANLATIYOR

“Aynı evi paylasan ya da birlikte çok fazla zaman geçiren çiftlerde birtakım bilimsel çalışmalar sonucu anlaşıldı ki, kadınlar kilo almaya daha meyilli. Evet; kadınlar erkeklere nazaran kas ve kemik yapıları ya da hormonal nedenlerle daha çabuk kilo alıyorlar. Düzenli bir hayata geçmeleri, özellikle aksam yemeklerinin daha özenli ve çesitl hazırlanması, daha hareketsiz bir yaşantıya geçmeleri kilo artısına neden olabiliyor. Erkeklerde yemek alışkanlığı ise biraz daha kalori, yağ ve protein oranı yüksel’ gıdalardan oluşuyor. Kadınların da böyle gıdalar tüketmeye başlamaları sonucu kilo almaları da kaçınılmaz bir sonuç.

•    “Kadınlar daha az kalori almalılar. Beraber yenen yemeğin kalori içeriği yüksekse miktar olarak erkeğe nazaran çok daha az tüketmeliler.”

•    “Kadınlar alkol tüketimlerine de sınırlama getirmeli. Bir ya da iki kadehin üzerine çıkmamalarını tavsiye ederim.”

•    “Yine kadınlar bol su tüketmeliler. Günde 1012 bardak su içmek idealdir.”

•    “Birlikte yenen yemekler, sosyal hayatın hareketlenmesi ya da tarr tersi daha durağan, düzenli ve hareketsiz bir yasama geçilmesi aslında çiftlerde karşılıklı kilo artısına da neden olabilir. Özellikle kadınlarda bu durum daha etkili. Bu nedenle her gün muhakkak ortalama 45 dakika yürüyüş yapılmasını öneriyorum.”

 



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Yorum Yapın

yukari