Buradasınız : Ana Sayfa // Beslenme, Sağlıklı Yaşam // Kan Grubuna Göre Beslenme

Kan Grubuna Göre Beslenme


KAN GRUBUNUZA GÖRE BESLENME
O, A, B ve AB için Yol Haritaları

Kan Grubuna Göre BeslenmeDiğer sayfalarımızda  O, A, B ve AB gruplan için besin tabloları bulacaksınız. Her bir tabloda kan grubuna bağlı olarak faydalı olan, faydalı ya da zararlı olmayan ve uzak durulması gereken besinler ele alınmıştır. Ayrıca farklı etnik grup tiplerine göre çeşitli porsiyon ölçüsü önerileri bulabilirsiniz.

Bu bölüm tabloları açıklayan ek bilgiler vermesi üzerine tasarlanmıştır. Beslenme şeklinizi daha iyi değerlendirebilmenize ve temel kan grubu önerilerini anlamanıza yardımcı olacaktır.

Et ve Kümes Hayvanları

Kan Grubuna Göre Beslenme ilk yayımlandığında, etin 0 grubu ve biraz da B grubu için önemli bir protein kaynağı olduğu hakkındaki önerimle ilgili pek çok tanıtım yapıldı. Doğal olarak insanlar, doymuş yağ oranı ve kolesterolü yüksek olan bu besinin neden önerildiğini merak ettiler. Günümüzde birçok et türünün yağlı, ayırt edilemeyecek yöntemlerle hormon ve antibiyotik yüklemesi yaparak doğallığı bozulmuş olduğu gerçektir. Kan Grubuna Göre Beslenmece yaptığım önerilerin, günümüzdeki et türünden tamamen farklı olan organik et ile ilgili olduğunu belirtmeliyim.

0 grubu: 0 grubundakilerin en başarılı beslenme şekli hayvansal besinlerden sağlanan protein ağırlıklı beslenmedir. Orijinal ve en eski kan grubu olan 0 grubuna mensup kişilerin et için mükemmel bir sindirim sistemi vardır. Besinleri hızlı parçalamaya yarayan yüksek mide asitleri ve onlardan en yüksek faydayı sağlayacak bir metabolizmaları mevcuttur. 0 grubundakiler kümes hayvanları da tüketebilirler fakat öncelikli protein kaynağı kırmızı ettir. Onlar için beyaz et, kırmızı et kadar fayda sağlamaz.

0 Grubundaki Vejetaryenler için

Eğer 0 grubundaysanız ve hiç et tüketmiyorsanız, et yemeye başladığınızda önceleri etin tamamen sindirimi konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Başlangıçta haftanın birkaç günü küçük porsiyonlarda et yemeye başlayın ve sindiriminize yardımcı olması için uzun çiğneyin. Eğer kırmızı et yemede sorun yaşıyorsanız yanına biraz forskolin* ekleyebilirsiniz. Forskolin 0 grubundakiler için enerji vericidir. 0 grubundaki psikolojik nedenlerden dolayı et yemek istemeyen kişiler için bir çözüm olabilir. Forskolin aynı zamanda beyaz et ve balıkla birlikte de tüketilebilir.

A grubu: O grubu için et âdeta bir yakıt gibi iken, proteini sebzelerde aldığında başarılı bir beslenme sağlayan A grubundakiler için sindirimi zor ve yetersiz bir besindir. Ette bulunan proteini A grubundakiler, soyadan sağlayabilirler. Ayrıca deniz mahsulleri ve tofu* da protein kaynağı olabilir. Et, A grubu sistemi için sindirilemeyen ve toksinlerin artmasına neden olan bir besindir. Nadiren, organik tavuk uygun bir besin olabilir fakat Asya mutfağındaki gibi baharat-landırılmalıdır ve ana yemek olarak tüketilmemelidir.

B grubu: B grubu sistemleri ette oldukça başarılır. Şaşırtıcı fakat atalarına göre B grubundakiler, hem düşük ve hem de yüksek proteine daha kolay uyum sağlarlar. Bu uyum, doğuştan gelen bağışıklık sistemi aksaklıklarına ve tüketilen protein kaynaklarına göre farklılıklar gösterir. Onlar için en başarılı kırmızı et türleri; koyun, kuzu, geyik ve tavşan etidir. Organik olmayan sığır etinden ise kaçınmalılardır.

B grubundakiler için önemli noktalardan biri de, tavuk tüketiminden kaçınmaları gerekmesidir. Tavuk hakkındaki toplumsal yargı temel besin kaynağı olduğu yönündedir. Bu düşüncenin B grubundakiler için uygun görülmesi güçtür fakat önemli bir sağlık faktörüdür. Tavuk, başta göğüs eti olmak üzere B grubundakilerin kas dokusuna yapışan lektinler içerir. Bu lektinler sistemi rahatsız eder, inmeye ve genetik bağışıklık sistemi bozukluklarına neden olması mümkündür. Yine de yemek isteyen B grubundakiler için tavuk yerine hindi öneririm.

AB grubu: AB grubundakilerin et ile olan ilişkisi tamamen kendine özgüdür çünkü onların kan grubu hem A hem de B grubu elementlerini taşır. A grubundakiler için olduğu gibi AB grubundakiler için de protein kaynağı olarak deniz mahsulleri ve tofu önerilir. B grubundakiler gibi sistemleri koyun, kuzu, geyik ve tavşan gibi kırmızı et seçeneklerine uyum sağlayabilir. Eti daha kolay sindirebilmeleri için küçük porsiyonlarla tüketmeleri gerekir çünkü AB grubundakiler, hayvansal besinleri kolayca sindirebilmek ve faydalarını açığa çıkarabilmek için yeterli mide asidini salgılamazlar.

Balık

İkinci en güçlü hayvansal protein kaynağı olarak balık, ayrıca zengin omega-3 yağ asidi içerir. Tüm kültürel toplumlarda balık önemli bir besin kaynağıdır. Medeniyetler denize kıyısı olan ya da akarsuları olan topraklarda toplanmıştır, insanlar için okyanuslar, denizler, göller, nehirler ve dereler büyük bir armağan olmuştur. Hatta insanlar suda tanrıların olduğuna inanmışlardır.

0 grubu: 0 grubu için tercih edilebilir oldukça fazla deniz mahsulü çeşidi vardır. Deniz mahsulleri 0 grubundakiler için ikinci en güçlü hayvansal protein kaynağıdır. Özellikle Asyalı ya da Avrasya-lı olan 0 grubundakilerin diğer 0 grubundakilere oranla daha fazla seçenekleri vardır ve yağ bakımından zengin soğuk su balığı onlar için uygundur. Balık yağı 0 grubundakiler için öncelikli önem taşır çünkü kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörler, insanın doğa koşullarına uyum sağlama sürecinde önceler 0 grubundakilerde azalmaya başlamıştır. Bu yüzden 0 grubundakilerin kanı pıhtılaşması zor ve incedir. Bu durumun onlarda kansızlık gibi bir soruna neden olmaması için balık yağı tüketimi önemlidir. Kan sıklığı genetik etkiler nedeniyle, 0 grubundakiler için hangi balık yağının pıhtı hücrelerine yapışarak kan akışkanlığını değiştireceğine göre doğası gereği farklılık gösterir. Balık yağı ayrıca kron hastalığı* ve kalın bağırsak iltihabı gibi 0 grubundakilerin duyarlı olduğu iltihaplı bağırsak hastalıklarını önleme oldukça etkilidir. Deniz mahsulleri ayrıca tiroid değerlerinin korunmasında önemli rolü olan iyot içermesi bakımından önemli birer kaynaktır. 0 grubundakiler tiroid hormonunun yeterince salgılanamamasından kaynaklanan tiroid yetmezliği hastalığı ile sık karşılaşabilirler. Deniz mahsulleri bu bakımdan da onların sağlıklı beslenmeleri için büyük önem teşkil eder.

A grubu: A grubundakiler vejetaryen beslenmelerine ek olarak haftada üç ila dört kez balık tüketebilirler. Pisi, barlam, dil, gri dil balığı gibi ince beyaz balıklardan kaçınmalılar çünkü bunlar A grubunun sindirim sistemini olumsuz etkileyen lektinler içerirler. A grubundaki kadınlar genetik bir hastalık olan göğüs kanserinden korunmak için yenilebilir bir salyangoz olan bağ salyangozu tüketebilirler. Bağ salyangozu kanser başlangıcında, kanser hücrelerin yayılmasını engelleyen proteini sağlar. Bağ salyangozunun lektinleri kanser hücrelerine eklenir ve onların içerde taşınmasını engelleyerek kanserin yayılmasını engeller.

Ek olarak balık yağları A grubundakilerin kalp ve damar hastalıklarından korunması için önem teşkil eder.

B grubu: B grubundakiler için balık önemli bir besindir. Mezgit (Morina) gibi yağlı, derin deniz balıkları ve barlam, dil, gri dil balığı gibi beyaz balıkların onlar için faydası yüksektir. Istakoz, karides, yengeç ve midye gibi kabuklu deniz hayvanlarından ise özellikle kaçınılmalıdır çünkü bunlar B grubu sistemini bozan lektinler içerirler. Tarihte B grubunun ataları olan Yahudi boylarının birçoğunda kabuklu deniz hayvanlarının tüketimi yasaklanmıştır. Belki bu beslenme yasası, bunların B grubundakilerin sindirim sistemine olumsuz etkilediğini henüz açıklayamadıkları bir biçimde fark etmiş olmalarından kaynaklanıyordu.

Kan Grubunuza Göre Beslenme yayımlandıktan sonra keşfettiğimiz, B grubundakiler için önemli olan bir diğer beslenme önerisi somon balığı ile ilgili. Somon balığı yumurtası B grubu hücrelerine yapışan lektinler içeriyor olabilir. Tam bir bilgi sahibi olana kadar B grubunun daha az somon tüketmesini öneririm.

AB grubu: AB grubundakiler için faydalı oldukça fazla sayıda balık ve deniz mahsulleri çeşidi vardır. Fakat A grubundakiler gibi pisi, barlam, dil, gri dil balığı gibi ince beyaz balıklardan ve B grubundakiler gibi kabuklu deniz hayvanlarından kaçınmalılardır. AB grubundaki kadınlar da genetik özelliği olan göğüs kanserinden korunmak için bağ salyangozu yemelilerdir. Ayrıca B grubundakiler gibi somon balığı tüketiminde dikkatli olmalılardır.

Süt Ürünleri ve Yumurtalar

Süt ürünlerinin tümü sütten üretilir. İnek sütünden üretilen besinlerin hepsi ortalama %4-9 karbonhidrat, %3-5 yağ, %3-5 protein içerir; kalanı ise sudur. Bu oranlar süt veren memelinin türüne göre farklılıklar gösterir. İnsan sütü çok yağlı iken keçi sütü daha az yağlıdır. Süt birçok önemli besin değeri içerir fakat demir minerali, C ve B3 (niasin) vitamini bakımından fakirdir. Kalsiyum ve fosfor değeri yüksektir. Tüm süt türleri bolca A vitamini içerir fakat sütün kaymağını almak, sütteki yağda çözünen vitaminleri uzaklaştırır. Temel amino asitlerin tümünü barındırması bakımından süt, önemli bir protein kaynağıdır.

Ne yazık ki inek sütü, içen kişinin dokularında tespit edilebilir ve ölçülebilir derecede fazla antibiyotikle karıştırılmıştır. Ticari amaçla sütte büyüme hormonunun kullanılması hakkında son dönemlerde yapılan araştırmalar tedirgin edici sonuçlar ortaya koyuyor. Birçok çalışmada büyüme hormonunun kadınlarda göğüs, erkelerde de prostat kanserine neden olabileceğini gözlemlendi. Bu yüzden büyüme hormonu içermeyen süt ürünlerine yönelmelisiniz. Çiğ ya da pastörize edilmemiş süt de bakterilerden arındırılmamış olduğu için risk taşır ve önerilmez.

Süt ürünleri ve yumurtalar zengin bir protein kaynağı olarak insanoğlu için her zaman önemli birer besin olmuştur. Oldukça uzun zamandır yumurta, üremenin ve ibadetin bir sembolü olarak kabul edilir. Modern beslenme teorisi analizlerinin birçok süt ürünün yüksek kolesterol ve doymuş yağ, yumurtaların da yüksek kolesterol içerdiğini göstermesine rağmen; hâlâ tamamlayıcı birer hayvansal protein kaynağıdırlar.

Tereyağının yeri ise beslenme teorilerinin modasına göre değişmektedir. Hepimiz tereyağının yoğun bir yağ olduğunu ve yüksek kolesterol içerdiğini biliyoruz fakat bu sadece resmin bir kısmı. Tereyağı aynı zamanda butirat gibi ince yapılı, bağırsaklarda ve diğer sindirim organlarında faydalı etkiler gösteren yağ asitleri de içerir. Hindistan ve Pakistan gibi dünyanın birçok yerinde sadeyağ olarak üretilen ve ghee (saf yağ) adı verilen yağ oldukça yaygındır. Sadeyağın bu toplumlar-da, kandaki kolesterol seviyesinin artmasına neden olmadığına dikkat çekmek isterim. Üstelik üretimi sırasında protein kaybına uğramayan sadeyağın saftır ve lektin aktivitesine neden olmaz.

0 grubu: 0 grubundakiler her hafta az miktarda süt ürünlerinden tüketebilir, bazı yumurtaları yiyebilirler. Fakat bunlar 0 grubundakiler için yeterli protein kaynağı değildir. Bu gruptakilerin sağlığı peynir tüketiminden olumsuz etkilenebilir. Bunun yerine haftada üç ya da dört kez yumurta yiyebilirler.

Kalsiyum Alarmı

Süt ürünlerindeki kalsiyum 0 grubundakiler için yeterli olmadığından, dışarıdan kalsiyum takviye edilmesi gerekir. Özellikle iltihaplı eklem ağrısı çekenler ve kireçlenme sorunları olan kişilerle birlikte, 0 grubundaki tüm çocuklar ve yetişkinlerin, ek olarak günde 600 mg. -1.100 mg. arasında kalsiyum elementi almalarını öneriyorum.

Bu gruptaki Afrikalılar yumurta ve süt ürünlerini beslenmelerinden çıkarmalılar çünkü onların sindirim sistemleri diğer 0 grubun-dakilere oranla daha az gelişmiştir. Afrikalıların laktoza duyarlılığı tamamen istisnadır çünkü onların atalarının bu besinleri tüketmemiş olmalarından kaynaklanır.

Burada açıklamam gerekir ki; besin alerjisi ve besin duyarlılığı birbirinden farklıdır. Besin alerjisi bir sindirim problemi değildir. Besinlerin içerdiklerine karşı bir bağışıklık sistemi tepkisidir. Bağışıklık sisteminiz onu ele geçirmemesi için o besine karşı bir antikor geliştirir. Besin duyarlılığı ise birçok nedenden kaynaklanabilen bir sindirim tepkisidir. Kalitesi düşük yiyecekler, katkı maddeleri, psikolojik şartlanmalar, kültürel gelenekler ve açıklık getirilemeyen kişisel durumlar besinlerin olumsuz tepki yaratmasına neden olabilir.

A grubu: Süt ürünlerinin çoğu A grubundakiler için uygun değildir çünkü bu gruptakilerin bağışıklık sistemi, başta tüm sütlerde bulunan D-galaktozamin şekerine karşı antikor üretir. Hatırlayacağınız gibi D-galaktozamin, B grubu antijenini oluşturan şekerdir. A grubundakilerin sistemi sütte bulunan B antijenini reddettiği için antikor üretir. Bu da A grubundakilerin süt ürünleri tükettiklerinde neden fazla mukus salgıladıklarını açıklar. Eğer sinüs sorunlarından ya da atımdan şikâyetçiyseniz, süt ürünlerinin tümünü beslenmenizden çıkarın.

Bu gruptakiler az miktarda; yoğurt, kefir ve yağsız ekşi krema gibi mayalanmış süt ürünlerine izin verebilirler. Keçi sütü, soya sütü ve soya peyniri A grubundakiler için inek sütünden çok daha iyi birer seçenektir.

A grubundakiler ancak organik ise yumurta tüketmeliler. Yine de bu besinler onlar için en faydalı protein kaynağı değillerdir.

B grubu: B grubundakiler tüm süt ürünleri çeşitlerinden tam fayda sağlayan tek gruptur. Tüm süt ürünlerinde bulunan D-galaktozamin, B grubu antijenini oluşturan şekerdir. Hayvanların evcilleştirilmesi ve beslenmede süt ürünlerinin tüketiminin önem kazanması ile B grubundakiler, yüksek gelişim gösterdiler. Buna rağmen B grubundakiler, kolay sindiremeyeceklerinden dolayı ekşi ve ağır peynirlerden kaçınmalılar. Ayrıca B grubu için sakıncalı olan tavuğun kas dokusunda bulunan lektin yumurtada bulunmaz.

AB grubu: AB grubundakilerin sistemi, süt ürünleri ve yumurtalara uyum sağlamakla sağlamamak arasındadır. B grubundakiler gibi bazı süt ürünlerine uyum gösterebilirler fakat A grubundakiler için önerilen gibi yoğurt, kefir ve yağsız ekşi krema daha kolay sindirilebilir besinlerdir. Ab grubundakilerin fazla mukus salgılama konusunda dikkatli olmaları gerekir. Solunum yolları problemleri, sinüzit nöbetleri ve kulak iltihabı gibi rahatsızlılar süt ürünleri tüketiminin azaltılması gerektiğini gösterebilir.

Yumurtalar ise bu gruptakiler için oldukça faydalı birer protein kaynağıdır. En yüksek faydayı bir yumurta sarısı ile iki yumurta beyazı tükettiklerinde sağlarlar.

Yağlar

Düşük kolesterolü olan bir toplum hedeflenirken birçok bitkisel yağın yeterli besin değerinin olmadığını gözden kaçırılıştır. Açıklanmamış olmasına rağmen bu oldukça önemli bir konudur. Bitkiler ve sebzeler, hayvansal besinlerde olduğu gibi kolesterol üretmezler. Hiç kolesterol içermeyen bitkisel yağlar az da olsa tavsiye edilebilir. Hindistan cevizi yağı gibi tropik yağlar yüksek doymuş yağ içerirler.

Günümüzde satılan yağların çoğu; tropikal ve hayvansal yağlar gibi gelişim göstermelerini sağlayan aspir ve kanola yağı içerirler. Bunlar yağın kalitesini tropik ya da hayvansal yağlar gibi yüksek seviyeye çıkarırlar. Fakat bu çoklu doymamış yağ oranı yüksek yağların yüksek ısıda pişirilmesi bazı kanser türlerine neden olabilir. Eğer yağı ısıtmanız gerekiyorsa yüksek ısıya dayanıklı olan susam, ceviz ya da fıstık yağı kullanın. Aslında yemek pişirmek için en iyi yağ seçeneği zeytinyağıdır. Tekli doymamış yağ içeren zeytinyağının kalp ve damar üzerinde oldukça faydalı etkileri vardır.

Birçok insan margarinin sağlıklı bir yağ olduğu düşünür. Natü-ropatlar ise bunun her zaman doğru olmadığını bilirler. Margarin bitkisel yağlara, oda sıcaklığında erimemesi için bazı kimyasal maddeler eklenerek üretilir. Hidrojenleme yöntemiyle; ısıya dayanıklılık kazandırmak ve erimesini engellemek için kimyasal yollarla hidrojen eklenir. Bu işlem yağın moleküler dokusunun bozulmasına, kanserojen olan trans yağ asidinin içermesine neden olur.

Daha sağlıklı bir tereyağı için:

250 gr. tuzsuz tereyağına yarım fincan keten tohumu ya da aspir yağı -hangisini ekleyeceğiniz kan grubunuza hangisinin uygun olacağına bağladır- ve üç yemek kaşığı lesitin ekleyin. 400 mg. bir E vitamini kapsülünü iğneyle delin ve ezerek karışama katın. Yağ sertleşene kadar çırpın. Daha sağlıklı olan bu tereyağını buzdolabında saklamalı ve bir hafta içinde tüketmelisiniz.

Ayrıca tüm kan gruplarındakilere, boşaltıma yardımcı olması için günde bir ya da iki yemek kaşığı keten tohumu yağı ya da zeytinyağı tüketmelerini öneriyorum.

O grubu: Bu gruptakiler için yağlar önemli bir besin kaynağmıdır. Sistemleri en iyi, zeytinyağı ve keten tohumu yağma uyum sağlar. Ayrıca bu yağlar 0 grubundakilerin kalp ve damar sağlıklarına olumlu etkiler yapar hatta kolesterol seviyesinin daha düşük olmasını sağlar.

A grubu: Fonksiyonlarının düzenli işlemesi için A grubundakilerin oldukça az oranda yağa ihtiyacı vardır. Kalp sağlığı, düşük kolesterol ve boşaltım için günde bir yemek kaşığı zeytinyağı ya da keten tohumu yağı yeterli olacaktır. A grubundakiler mısır ve aspir yağından kaçınmalılardır çünkü bu yağlar onların sindirim sistemlerine olumsuz etki yapan lektinler içerirler.

B grubu: Zeytinyağı B grubundakiler için de oldukça faydalı ve bu gruptakiler günde en az bir yemek kaşığı zeytinyağı tüketmeliler. Susam, mısır ve ayçiçeği yağı ise onların sindirim organlarına olumsuz etki eder. B grubundakiler için keten tohumu yağı ne faydalı ne de zararlıdır. Ayrıca bu gruptakiler saf yağ ya da sadeyağ tüketimini de sınırlı tutmalılar.

AB grubu: AB grubundakilerin sistemi en iyi zeytinyağı ile uyum sağlar. Diğer katı yağlardan, bitkisel ve hayvansal yağlardan ise kaçınmalılardır. Saf yağ tüketimini de sımrlandırabilirler.

Kabuklu Yemişler ve Çekirdekler

Kabuklu yemişler ve çekirdekler hayvanlar için olduğu gibi insanlar için de temel birer besindir. Fakat tüm kan grupları için faydalı olan Kabuklu yemiş ve çekirdek vardır. Bunlar önemli birer protein ve mineral kaynağıdır. Aynı zamanda detoks* etkisi yapan, sülfür içeren amino asitler içerirler.

Kabuklu yemişler ve çekirdekler açıkta kaldıklarında çabucak bozulurlar. Bunları kaplarda saklamaksınız. Kabuklu yemişleri kendiniz öğütmekten kaçının çünkü bu işlem aflatoksin denilen man-tarsı bir zehre neden olabilir. Hazır kabuklu yemişlerin tümü ise aflatoksin testinden geçirilir.

işlenmiş fındık ve fazla tuzlanmış kabuklu yemişlerden kaçınmalısınız. Ayrıca safrakesesi, apandisit ve divertikülit problemleri olanların tüm kabuklu yemişler ve yağlarından kaçınmaları gerekir.

0 grubu: Kabuklu yemişler ve çekirdeklerin bazıları zengin bitkisel protein kaynağı olsa da 0 grubundakilerin bu besinlere ihtiyacı yoktur. 0 grubunda ve kilo vermek isteyen kişiler, yüksek kalori ve yağ içeren kabuklu yemişlerden kesinlikle kaçınmalıdırlar. Yalnızca, çinko bakımından zengin olan kabak çekirdeği ve ceviz bu gruptakiler için yüksek fayda sağlar. Ayrıca belirtmeliyim ki, kabuklu yemişler 0 grubundakilerin bağırsak problemlerini tetikleyebilir.

A grubu: A grubundakilerin beslenmelerini tamamlayan oldukça fazla kabuklu yemiş ve çekirdek vardır. Kabak ve ayçiçeği çekirdeği, badem ve ceviz onlar için harika birer besindir. Yer fıstığı da oldukça faydalıdır çünkü kanseri önleyici lektinler içerir. Ayrıca yer fıstığının ince kabuğu da onlar için faydalıdır. Belirtmeliyim ki ticari nedenlerden dolayı, yer fıstığı yetiştirilirken üzerlerine toksine neden olan tarım ilaçları uygulanır. Bu yüzden organik yer fıstığı tüketmelisiniz. Ek olarak safra kesesi problemleri olan A grubundakilerin diğer kabuklu yemişlerin yağından çok fındık yağını en az seviyede tüketmeleri gerekir.

B grubu: Kabuklu yemişler ve çekirdekler B grubundakiler için pek sağlıklı değildir. Yer fıstığı, susam, ayçiçeği yağları bu gruptakilerin insülin seviyesinin yükselmesine neden olan lektinler içerir. Susam yağı ve diğer susamdan üretilen yiyeceklerin sindirimi özellikle B grubundaki Asyalı ve Orta Doğulu kişiler için zordur. Kabuklu yemişler ve çekirdekler bu gruptakilerin hasta olmasına neden olabilecek lektinler taşır.

AB grubu: Kabuklu yemişler ve çekirdekler AB grubundakiler için karmaşık fırsatlar oluşturur. Çekirdekler öneli birer protein kaynağı olsalar da B grubundakilerin insülin dengesini bozacak ve hastalıklara neden olabilecek lektinler içerirler. Diğer taraftan A grubundakiler için oldukça faydalı olan yer fıstığı, AB grubundakilerin bağışıklık sistemlerini destekleyen bir besindir. Safra kesesi problemleri olan AB grubundakiler için fındık yağı, diğer yağlara göre tavsiye edilebilir bir yağdır.

Baklagiller

Günümüzde baklagiller birçok farklı kültüre göre önemli bir besindir ve her bir kan grubuna göre kendine özgü farklı etkileri vardır. Tüm kan grupları için ortak nokta lektin içeren besin kaynağı olmalarıdır; bu lektinler kan grubuna göre farklı etkiler gösterir. Olumsuz etkilerin çoğu insülin yükselmesine neden olmalarıyla ilgilidir.

0 grubu: Baklagiller 0 grubundakiler için olumlu etkiler göstermezler. Kültürel uyumu sayesinde 0 grubundaki Asyalılar bu besinlere biraz daha olumlu tepki gösterebilirler. Fakat genellikle et gibi daha önemli besinlerin sistemlerine olumlu etki göstermesini engellerler. 0 grubundakiler için kas dokusunun asitli olması önemlidir. Baklagiller ise onların kas dokusunun daha az asitli olmasına neden olurlar. Bu da midelerindeki asit ve alkalin karışımının dengesini bozar. Bu sebeple en faydalı baklagiller dahi olumlu etki gösterememiş olur. Başka bir kan grubundaki kişi için sindirim sistemini güçlendirici ve ülserin tedavi sürecini destekleyici olmalarına rağmen, 0 grubundakilerin mide asidi problemine neden olacaklarından baklagiller kaçınılması gereken birer besin kaynağıdır.

A grubu: Baklagiller, bitkisel besinlere en iyi uyum sağlayan A grubu için oldukça faydalıdır. Fakat her çeşidinin aynı faydayı sağlamayacağını söyleyebilirim. Nohut, barbunya, kuru fasulye ve börülce gibi baklagiller insülin salgılanmasının yavaşlamasına neden olan lektinler içerir. İnsülin salgılanmasının yavaşlaması da hem obezite hem de diyabete neden olur.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari