Buradasınız : Ana Sayfa // Beslenme // Kırmızı et hakkında her şey

Kırmızı et hakkında her şey


KÖTÜ HABERLER

Son yüzyılda, hayvan besiciliğinin gelişmesine paralel olarak et tüketimi de çok yüksek rakamlara ulaştı. Araştırmalar, aşırı miktarda et ya da diğer hayvansal proteinleri tüketmenin sağlığı tehdit ettiğini gösteriyor. Kırmızı etin sağlık için iyi bir besin olmayabileceği iddiası ilk kez 20 yıl kadar önce ortaya atıldı. Geçtiğimiz yıllarda Dünya Kanser Araştırma Fonu tarafından yapılan uyarıya göre kırmızı et, özellikle de salam, sosis gibi işlenmiş etlerin fazla tüketilmesi bağırsak kanseri riskini artırıyor ve yayınlanan raporda kırmızı et tüketiminin haftada en çok 500 gramla sınırlanması gerektiği belirtiliyor. Tabii ki bu miktarın tamamını bir anda değil, birkaç öğüne bölerek farklı günlerde tüketmeli ve sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden tamamen uzak durmalı.

Kırmızı et hakkında

Kırmızı ete son darbe ise, kısa bir süre önce yine Amerikadan, yani etin en çok tüketildiği ülkeden geldi. Harvardda yapılan bir araştırmaya göre her gün 100 gram kırmızı et yemek diyabet riskini yüzde 19 oranında artırırken, günde 50 gram sucuk, sosis ya da pastırma gibi işlenmiş et ürünü tüketmek bu riski 50’lere çıkarıyordu. Bunlar sadece bir araştırmaya dayanan rakamsal bilgiler. Ben her şeyin rakamlarla ifade edilebileceği, bedendeki her değişimin yüzdeler ve oranlarla açıklanabileceği kanısında değilim, ama bu konudaki risklerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Şahsen ben insanların etobur değil otobur olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu, sebzelere, bitkisel proteinlere ve meyvelere ağırlık vererek et tüketiminin sınırlanması gerektiği kanısındayım. Çünkü genlerimizde bu derece fazla et tüketmek yok ve genlerimiz bu değişime ayak uyduramıyor. Ve fazla miktarda hayvansal protein tüketmek bizi hasta ediyor, özellikle de damarların ve kemiklerin yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Fazla miktarda et tüketmek kanser riskini artırabilir ve ürik asit yükselmesine bağlı gut krizlerine neden olabilir. Özellikle yağlı etlere düşkünseniz, damar hastalıklarına ve kalp krizine davetiye çıkardığınızı da unutmayın.

KIRMIZI ET OLMADAN OLMAZ

Yukarıda saydığım bütün olumsuzluklara rağmen, beklenmedik bir konu başlığı gibi gelebilir ama tekrar ediyorum; kırmızı et olmadan olmaz. Kırmızı etten tamamen vazgeçmenizi değil, tedbirli olmanızı öneriyorum. Dengeli olduğunuz ve doğru seçimler yaptığınız sürece kırmızı etin son derece değerli bir besin olduğunu sakın unutmayın. Hayvansal proteinlerin en değerlisi kırmızı ettir ve bitkisel proteinlerde bulunmayan aminoasit-ler içerir. Ayrıca, son derece önemli bir B12 ve demir kaynağıdır. Zaten ete kırmızı rengini veren de içinde bulunan bu demirdir. Diğer taraftan, önemli bir enerji kaynağı olan Koenzim O-10 ve önemli bir yapıtaşı olan karnitin kaynağı olarak da düzenli olarak et tüketmenizi öneriyorum. Eğer bu değerli besini hayatınızdan tamamen çıkarırsanız birçok sağlık problemiyle karşılaşmanız kaçınılmazdır. Mesela unutkanlık, odaklanma sorunu, kansızlık, kronik yorgunluk ve uyku sorunlarınızın diyetinizin et açısından fakir olmasından kaynaklanıyor olması büyük ihtimal. İster yetişkin, ister genç, ister kadın, ister erkek olsun, herkesin makul miktarda hayvansal protein, özellikle de et tüketmesi gerekiyor. Ama suiistimal etmemek kay-dıyla. Özellikle yaş ilerledikçe, başta et olmak üzere hayvansal proteinleri sınırlamak, sofranın baş köşesine sebze, meyve ve bakliyatları yerleştirmeli.

TEHLİKELİ YAKINLAŞMALAR

İşlenmiş et ürünlerini seviyoruz ve maalesef çok tüketiyoruz. Sucuk, pastırma ve salamdan uzak durmanızı, özellikle çocuklarınızı bu üçlüden korumanızı tavsiye ediyorum. Belki arada bir yumurtalı sucuğa “hadi neyse” denebilir. Ama salam ve sosise kesinlikle dikkat edin! Yapılan araştırmalar kırmızı etten üretilen şarküteri ürünlerinin kolon kanserine yol açtığı yolunda. Özellikle salam ve sosisin içine eklenen bir koruyucu olan nitrat zan altında.

BASİT AMA ETKİLİ ÖNLEMLER

Kırmızı et tüketiminizi sınırlar ve yağsız et tüketmeye özen gösterirse niz, damar koroner hastalıklara yakalanma riskinizi azaltırsınız. Et alışve rişi yaparken etin yağlarını temizletmek, bonfile ya da pirzola yerken yağl bölümlerini tabağınızda bırakmak gibi basit önlemler büyük fark yarata çaktır. Haftada 2-3 defa 100 gram kadar et yemenin zararı olmadığına inanıyorum. Hatta tam aksine, bu miktarda kırmızı etin mutlaka ama mutlafa yenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Yediğiniz etin orijini hakkında da seçici olmakta fayda var. Mümkün olduğunca doğada özgür olarak yetişen, hormon verilmemiş, zararlı kimyasallara maruz kalmamış hayvanlardan elde edilen etleri tüketmeye çalışın. Bı etlerin besleyici özellikleri de diğerlerine göre daha fazladır. Araştırmalar, otlaklarda özgür dolaşan hayvanların etlerinin sağlığa yararlı Omega-3 yağlar: açısından daha zengin olduğunu gösteriyor. Hangi hayvanın etini yediğinim de önemli. Dana etini sığır etine, koyun etini ise dana etine tercih edin.

DOĞRU KOMBİNASYONLAR

Kırmızı eti sebze ve yoğurt gibi besinlerle birlikte tüketerek bu besinin olası zararlarını hafifletmek mümkün. Etin yanına pilav pişirmek yerine salata ya da cacık yemeyi tercih edin. Etin nasıl pişirildiği de son derece önemli. Araştırmalar, ateşte kızartılan, aşırı pişirilerek yanma derecesine getirilen kömürleşmiş etin kalın bağırsak kanseri riskini artırdığını gösteriyor (bir sonraki bölümde bu konuyu daha detaylı olarak anlatacağım). Tercihinizi, uzun süre düşük ısıda haşlanarak pişirilen et yemeklerinden, fırında hazırlanan güveç, tandır ve kuyu kebabı gibi seçeneklerden yana kullanın. Buharda pişmiş etler de daha sağlıklıdır.

Küçük bir hatırlatma; et dendiğinde herkesin aklına pirzola, bonfile gelir, halbuki parça etli bakliyat ve sebze yemekleri bu değerli besin kaynağından faydalanmanın en sağlıklı yoludur.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler: , ,

Yorum Yapın

yukari