Kusursuzca tasarlanmış ve değerli taşlarla süslenmiş mücevherler

mucevherKusursuzca tasarlanmış ve değerli taşlarla süslenmiş bu muhteşem mücevher, bir bilezik, kolye, klips ya da kemer tokası olarak kullanılabiliyor…” Bu, 1939’da Passe Partout için yazılan reklam metninden bir alıntı. Van Cleef & Arpels’ın imzasını taşıyan ‘dönüşebilir’ mücevherin patenti hâlâ mücevher evine ait. O dönemde, bu mücevher ‘modern kadının sahip olması gereken en lüks ve kullanışlı parçalardan biri; kıyafetlerini kişiselleştirmek isteyen bütün kadınların elindeki en büyük kozdu.

İŞÇİLİK

Evet, onlardan birine sahip olmak güzel ama aynı zamanda biraz cesaret istiyor. Çünkü dönüşebilen mücevher tasarımlarını kullanmak her şeyden önce teknik beceri gerektiriyor.

Örneğin Passe Partout’da, çiçek şeklinde iki klipsin gizlediği metal ray sistemi hem zincirin sarı altın yılanın içeri ve dışarı doğru kaymasını, hem de bu zincirin kolyeye, tasmaya, bileziğe, kemere ve gerdanlığa dönüşmesini sağlıyor. Çiçekler ise küpe ve klipslere dönüşebiliyor.

Bu pratik, zarif ve yenilikçi tasarımlar, 1930’ların modernizmle tanışan kadınları için son derece çekiciydi. Peki, ya bugün ne dürümdalar? Van Cleef & Arpels’m genel müdürü Catherine Cariou şöyle diyor; ‘‘Dönüşebilirlik özelliği şimdi her zaman olduğundan çok daha değerli, çünkü stille oynamayı ve onu çoğaltmayı mümkün kılıyor. Üstelik tek seferde üç, hatta dört mücevhere birden sahip olmak bence çok büyük bir tatmin kaynağı.” Palais de la Chance adını verdikleri son koleksiyon için Van Cleef & Arpels sanatçıları usta birer mühendise dönüşmüş; uzun kolyeler, kolye ucuyla ya da uçsuz kullanılabiliyor, aynı zamanda bileziğe dönüşebilmek için iki parçaya bölünebiliyorlar. Bu, yeni sezonda ‘kişiye özel mücevher’ kavramının yeniden yükselişe geçtiğinin bir işareti.

EL ÇABUKLUĞU

Chanel’in 1932 adlı yeni koleksiyonu, ünlü markanın mücevher dünyasına girişini temsil eden Comete kolyenin de dahil olduğu pek çok ikonik parçanın yeni yorumlarını içeriyor. Comete kolyenin ortasındaki broş takılıp çıkarılabiliyor.

Geçtiğimiz Eylül ayında gerçekleşen Antika Bienali’nde, Boucheron’un kreatif direktörü Claire Choisne, mücevher evinin tasarımlarına modellik de yapmıştı. Geçmişe bir saygı duruşu niteliğindeki dönüşebilir tasarımları kusursuzca taşıyan Choisne’ın tüm o mücevherleri bölüp, parçalayıp, farklı formlara dönüştürmesini izlemek, bilezik ve broştan oluşan Meccano yu yakından incelemek etkileyici bir deneyimdi.

Bu mücevherleri çekici kılan tek şey dönüşebil-meleri değil, aynı zamanda sağladıkları özgürlük ve hafiflik hissi. Farklı formlara bürünmeleri, bir başka deyişle modüler olmaları onları birer moda aksesuarına dönüştürmüyor; aksine çok daha lüks ve gösterişli hale getiriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.