Buradasınız : Ana Sayfa // Haberler // Mercedes GLK’yla etkileyici ve keyifli bir deneyim

Mercedes GLK’yla etkileyici ve keyifli bir deneyim


Önemli olanın markalaşmak değil; farklılaşmak olduğu günümüzde kendini güçlü ve karizmafik olarak niteleyen yeni Mercedes GLK’yla etkileyici ve keyifli bir deneyim yaşadık.

Mercedes GLK

Otomobil nedir?” diye soran olsa; “beni bir yerden alıp başka bir yere götürmeye yarayan araçtır” cümlesinden daha fazlasını söyleyecek ilgi ve bilgiye sahip değilim. Bu nedenle “bir otomobil düşünün; bir kadın kadar feminen, becerikli, modaya düşkün, güzelliklerin peşinde ve gusto sahibi olsun” söylemiyle karşılaştığımda; bunu pek gözümde canlandıramadım. Daha doğrusu Mercedes GLK’nın sadece 12 kişi için düzenlediği etkinliğe katılana kadar bir arabanın bu özelliklere sahip olacağını sanmıyordum.

Daveti kabul ettiğimde bildiğim tek şey vardı; 21 Kasım’da 24 saatimi “Mercedes GLK’yla bir gün” olarak adlandırılan özel bir deneyime ayıracaktım. Yer belli değildi, en azından bana söylenmiyordu; katılımcılar kim bilmiyordum ama duyduğuma göre tanıdığım ya da tanıyınca seveceğim insanlardılar. “Ne yapacağız?” sorusunun cevabı önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak sürprizlerle belli olacaktı. Her şeyin önceden bilindiği birbirinin aynısı davetlerden sonra bu oyun fikri eğlenceli geldi; sürprizler belli olmaya başlayınca her şey daha da eğlenceli gelmeye başladı.

Üzerinde sadece Mercedes logosu ve “Sizin kadar güzelliğin peşinde” yazısı olan şık bir kartla birlikte aldığım, son teknoloji ürünü bir mini avuç içi fotoğraf makinesiyle başladı sürprizler. Bir hafta sonra “Sizin kadar feminen” yazılı karta, çok şık bir eşarp eşlik etti. Sonrasında, sadece üzerindeki sloganların değiştiği kartlarla birlikte “benim kadar gurme” bir termos, “benim kadar becerikli” bir mutfak önlüğü ve “benim kadar moda tutkunu” trendy bir Aigle yağmur çizmesi ulaştı. Davetlilerden birinin sonradan belirttiği gibi, Mercedes’i gizli sevgilim gibi hissetmeye başladım. Garip bir aşk ilişkisiydi bizimkisi; henüz kavuşmadığım sevgilimden gizli mesajlar, sürpriz hediyeler geliyordu. Bu hediyeler neyin işaretiydi, biz nerede, kiminle, ne yapacaktık?..

VE… İLK GÖRÜŞTE AŞK!

Buluşma günü geldiğinde kapımda son derece kibar bir şoförle GLK, beni gizli buluşma yerine götürmek için bekliyor. Nereye gittiğimize dair tüm sorularım nazikçe savuşturulduğu için tüm yol boyunca ön koltuğun arkasına monte edilmiş iPad’le zaman geçiriyorum. Belirsiz yolculuk Türkiye’nin butik oteller listesinin en üstlerinde yer alan Lavanda’da son buluyor. Kırsal hayatın en güzel nimetlerini sunan otelin, tüm dekorasyon dergilerine kapak olabilecek kadar sevim-

li oturma odasında ve sıcacık şömine başında Mercedes ekibi tarafından şampanyayla karşılanan misafirlerin yakınlaşıp sohbete başlaması için ikinci bir kadeh şampanyaya gerek kalmıyor.

Yüzyılı aşkın süredir tutkuyla üretilen ve hepimizin bir şekilde bir anısı bulunduğu Mercedes’in amacı, bizlere markanın ve GLK’nın DNA’sma yakışır unutulmaz bir deneyim yaşatmak. Aklıma geçtiğimiz günlerde okuduğum bir makale geliyor: Luxury Institu-te VVealth’in araştırmalarına göre zengin müşterilerin yüzde 42’si tercihlerini reklama ve iletişim çalışmalarına göre değil; markanın onlara ya da güvendikleri insanlara yaşattığı deneyime göre yapıyorlarmış. Aynı yazıda Hermes’in CEO’su şöyle diyordu: “Bizim müşterimiz zorlanmak değil; markaya aşık olmak istiyor. O nedenle Hermes lüks değil, hayal işindedir. Varlık sebebi keyiflendirmek ve sürpriz yapmaktır.” Bizi de keyifli ve sürprizli bir gün bekliyor anlaşılan.

Bu güzel günün bizi şaşırtan ilk sürprizi, markanın adının nereden geldiğini öğrenmekle başlıyor. Çok sayıda araba sipariş vermek isteyen zengin bir iş adamı, otomobillere kızının ismi olan Mercedes’in konulmasını şart koşmuş. Çok merak ettiğimiz GLK hakkında pek soru soramadan, Mercedes önlüklerini giyip kendimizi son dönemin adından çok söz edilen genç ve başarılı şefi Emre Şen’in yanında buluyoruz Lavan-da’nın bu organizasyon için seçilmesinin iki önemli sebebi var. İlki SUV segmentinin önde gelen modellerinden biri olan ve safkan bir arazi aracı olarak nitelenen GLK serisinin her tür koşulda denenmesi için şehir dışına çıkmak. İkinci sebep Mercedes’in “ya en iyisi ya da hiç” diyen marka duruşuyla Emre Şef’in en iyi malzemeyi bulmak üzere Zonguldak’tan kestane mantarını, İtalya’dan makarnayı yaptığı irmiği getirmesinin ardındaki titizliğin birbirine benzer olması. Yemek öncesi iki minik atıştırmalığı hep birlikte bol kahkaha eşliğinde hazırlıyoruz; ama asıl ziyafet Emre Şef’in bizim için hazırladıkları.

MERCEDES GLK’YLA FOTO SAFARİ

Keyifli sohbet, biraz dedikodu ve bol merakla geçen yemeğin sonlarına doğru başka bir sürpriz bizi bekliyor: 40 Haramiler Fotoğraf Grubu’nun şehir efsanesi haline gelen Ali Baba’sı Muammer Yanmaz; bizlere fotoğraflardan bir hikaye yaratmanın püf noktalarını anlatıyor. Ardından SUV’lere binerek Ali Baba’nın peşinde dağ-tepe gezip hem deneme sürüşü yapıyor, hem de resim çekmeye başlıyoruz. Şüphesiz söz konusu ekip

12 kadından oluştuğu için fotoğraflar bir müddet sonra hikayenin kahramanının kendimiz olduğu moda çekimlerine dönmeye başlıyor.

Mola noktalarında herkes birbirine benzer şeyler söylüyor; sanki altımızda araba yokmuşçasına eşsiz bir sürüş konforu yaşatıyor GLK. Benim en bayıldığım özelliklerden biriyse görüş açısının zayıf olduğu durumlarda manevrayı kolaylaştırmak için Mer-cedes-Benz’de ilk kez kullanılan 360 derece dönebilen kamera. Araba kullanırken her durumda görüş açısı zayıf biri olarak bundan sonra alacağım araba için aklıma not ediyorum. Çok ağaçlık bir bölgeden geçerken emanet arabanın boyasını çizme korkum, rehberimizin telsizden yaptığı anonsla kayboluyor. Mercedes’in boyaları üstün bir nano teknoloji ürünü ve kolay kolay çizmek mümkün değil. Ulupelit Ralli Parkuru’ndaki gezinin bir mola anında termoslarımız sıcak çayla doldurulmuş olarak bize geri veriliyor.

Güzel günün sonunda ne birbirimizden, ne Lavan-da’dan ve ne de GLK’dan ayrılmak istemiyoruz. Evimin kapısında kibar şoförüm kapımı açarken; “otomotiv dünyasında son yılların en çarpıcı tasarım devrimini yapan Mercedes, yeni çağın iletişim tekniği olarak kabul edilen deneyim tasarımında da harikalar yaratıyor” diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

MERCEDES’E ADINI VERDİ

1897’de Nice’de yaşayan Avusturyalı tüccar ve Avusturya Nice Başkonsolosu Emil Jellinek, Daimler fabrikasını ziyaret ederek bir otomobil satın aldı. Uluslararası finans dünyası ve aristokrasiyle iyi ilişkiler içinde olan Jellinek, Daimler otomobiliyle Fransız Riviera’sında büyük ilgi topladı. Bu ilgiden çok hoşlanınca 1899’da 23 beygir gücünde bir Daimler yarış otomobiline büyük kızı Mercedes’in adını verip Nice’de bir yarışa katılarak birinci oldu. Bu başarıdan sonra Jelinek, Daimler fabrikasına araçların adının “Mercedes” adını taşımalarını şart koşarak 36 otomobil sipariş verdi.

Emil Jelinek’in elde ettiği satış başarısı üzerine Daimler, 1901 yılından itibaren ürettiği araçları “Mercedes” olarak adlandırmaya karar verdi.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari