Buradasınız : Ana Sayfa // İlişkiler // Önce Sîz Geliyorsunuz! Sîzce Bu Bencillik mî? Bîr Daha Düşünün…

Önce Sîz Geliyorsunuz! Sîzce Bu Bencillik mî? Bîr Daha Düşünün…


bencillikKızım Mira’nın resim öğretmeni Suzanne, beş yetişkin kızı olan Alman asıllı bir kadın. 63 yaşında hoş, bakımlı, yaşını göstermiyor ve tam bir hanımefendi, hani hükümet gibi kadın derler ya, öylelerinden… Yeşillikler içindeki evinin geniş mutfağının bir bölümünü stüdyo haline getirmiş, resim dersleri veriyor. Mira’yı derse götürdüğüm bir akşam, kızımı stüdyoya bıraktım ve hemen yanındaki oturma bölümüne geçtim. Bir yanr dan, çocuklarını bekleyenler için Suzanne’ın hazırlamış olduğu apetizerları atıştırırken, bir yandan da dergilere göz gezdirerek sürenin dolmasını bekliyordum. Ders bitmek üzereyken Suzanne yanıma geldi ve sohbet etmeye başladık. (O güne kadar pek konuşma fırsatı bulamamıştık.) Ağzımı açık bıraktıran, herkesin kolay altından kalkamayacağı hayat hikâyesini anlatmaya başladı…

Genç yaşta evlenmiş. Kocası oturdukları şehrin tanınmış psi-kiyatristlerinden biriymiş ve çok hastası varmış. Art arda beş kızları olmuş ve Suzanne kendini onlara adamış. Kocası alkol ve uyuşturucu kullanıyormuş ve kızlarının bunu fark etmemesi için çok çaba sarf etmiş. Kocası birkaç kez rehabilitasyona tâbi tutulmuş ve Suzanne onun yokluğunu hissettirmemek için çok uğraşmış hem evde, hem işyerinde… O dönemlerde ofise gidip telefon eden hastalara, eşinin kız kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle şehir dışında olduğu gibi yalanlar söylüyormuş. Suzanne, kocası rehabilitasyondan döndükten birkaç ay sonra, sekreteriyle kendisini aldattığını öğrenmiş ve beş kızıyla birlikte evi terk etmiş. “Ondan sonra erkek milletiyle ilgili defteri kapattım,” diyor ve kendini düşünmeden ve başka bir ilişkiye kapısını açmadan, tek başına çocuklarını yetiştirmiş. Bir gün bir arkadaşının, böyle devam edersen hasta olacaksın, o zaman sana kim bakacak sorusu gözünü açmış. “Bana bakacak, kişi de bendim… Kocamın ve çocuklarımın derdinden kendi derdimi görmüyormuşum. Bugün bu yaşımda dimdik durup işime devam edebiliyorsam, kendime bakmasını öğrendiğim içindir,” diye bağladı sohbeti Suzanne.

Niye çoğumuz için kendimize bakmak, etrafımızdakilere bakmaktan daha zor geliyor? Herhalde “iyi kadın/erkek” olmak, kendini ailesi ve sevdikleri için heba etmek anlamına geliyor. Eğer saçını süpürge yapanlardansanız şunu bilin ki, düşüncesizce vermek hiçbir zaman sağlıklı değil, cömertlik hiç değil! Dolan depo boşalmazsa, bir gün gelir denge kaybolur ve yere yüzüstü yapışırız.

Hep kendinizden verdiğinizi ama kimsenin bunu takdir etmediğini, hatta kullanıldığınızı düşünebilirsiniz. Başkalarının size bağımlı olmaları, beğenilme, takdir edilme beklentilerle verdiğiniz sürece ilişkilerinizde tatmin olmazsınız. Üstelik, güvensizlik ve korkuyla motive olan bu tip vericilikle, o başkaları (sevdikleriniz dahil) sizi küçümsemeye başlar ve size karşı saygıları kaybolur. Çünkü birine saygıyı, o kişinin kendine verdiği değeri ve kendine ait arzuları, hayalleri olduğunu gördüğünüz zaman duyarsınız.

Kendinize, sevdiklerinize verdiğiniz kadar değer vermek hiç de zor değil. Ayrıca kendinizle ilgilenmeye başladığınızda, etra-fınızdakiler için yapabileceklerinizin kapasitesi ve kalitesi de artar. içinizdeki boşluk ne kadarsa, başkalarına da aynen kendi boşluğunuzun merceğinden bakıyorsunuzdur. Yani kendi içinizdeki eksikliği onların ihtiyacı gibi görüp koşturuyorsunuz.

Bankalarının yükünü taşımamayı artık öğrenin

Ben bir dönem, etrafımdaki bazı kişilerle bağımı koparma-saydım, kendi bağımı kendimle koparacaktım, özellikle duygusal açlıklarını sizinle doyurmaya çalışanlar en uzak kalınması gerekenler… Sizin enerjinizle yaşamaya çalışan ve yerli yersiz tüm sorunlarını size boşaltanlara yardım etmek uğruna yaptığınız tek şey, kendi enerjinizi de aşağıya düşürmek olur. Çünkü onlar sizin acıma duygunuzla motive olurlar. Size taşıttıkları yükle de paylaşmanın tadı kaçar. Herkesin problemine çözüm arayanlardansanız, size yardım için gelenlerin, gerçekten harcayacağınız enerjiye değecek durumları mı var, yoksa problemleri aşırı duyarlılıklarından mı kaynaklanıyor, önce bunu anlayın. Çevrenizdekilere ayırdığınız zamanla kendinize ayırdığınız zamanı dengelediğinizde, hem ruh haliniz daha sağlıklı olur hem de ilişkilerinizi daha dolu ve eğlenceli yaşamayı öğrenirsiniz.

Bu, pek çoğunuza soğuk gelebilir ama ben arkadaşlıklarımın yatırımını bilinçli yapmayı öğrendiğimden beri, ilişkilerimden daha da zevk almaya başladım. Bir arkadaş sizin ilişkinizdeki bir problemi çözmenizde yardımcı olurken, diğeri bozuk bilgisayarınızı tamir edebiliyordur, öteki de sizi güldürüyordur. önemli olan alışverişin denk olduğu bir arkadaşlık olması. İnanın aksi takdirde bir süre sonra en yakınınıza bile harcayacak enerjiniz kalmaz…

Elvan Demirkan



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler:

Yorum Yapın

yukari