Buradasınız : Ana Sayfa // Moda // Roman markasının kreatif direktörü Suzan Toplusoy

Roman markasının kreatif direktörü Suzan Toplusoy


Roman markasının kreatif direktörü Suzan Toplusoy

Roman markasının Çekmeköy’deki merkez ofisini biraz geçince, ucu bucağı olmayan bir orman yolunun içine giriyoruz. Sadece kuş seslerinin duyulduğu bu yol, bizi Turgut ve Suzan Toplusoy’un müstakil evine getiriyor. Turgut Bey’in ailesi Çekmeköylü olduğundan, kendilerine burada bir yaşam kurmayı seçmişler. Eski evlerine bir hayli yakın olan şimdiki evlerine ilk başta geçici olarak yerleşseler de, sonradan alışmışlar, son üç yıldır burada oturuyorlar. Dekorasyona tek başına imza atan Suzan Toplusoy’un ağırbaşlı havası, mermer zeminli evin her köşesine yansımış.

suzan toplusoy

Eşinin sahibi olduğu Roman markasının kre-atif direktörlüğünü yapan Toplusoy’un etkisi tasarımlarda da kendini belli ediyor. Tamamen organik kumaşlarla hazırlanan Organic by Romanın üçüncü sezonunu yakında satışa sunacak olan Toplusoy; bunun, bir Türk markasının organik kumaşlarla çıkardığı ilk koleksiyon olduğunu söylüyor. Koleksiyonda yer alan çocuklara özel parçaların modelliğini dokuz yaşındaki kızı Zehra yapmış. Zehra resme, ikizi Mehmet ise tenise meraklıymış. Hatta Mehmet bu sporu daha da profesyonel bir platformda yapmaya karar verip, Louis Burgera’nın Barcelona’daki okuluna gitmeye başlamış. Toplusoy’un kız kardeşi ise sıradışı tasarımlar yapan bir paper art sanatçısı. Çekmeköy’de kendine kalabalıklardan uzakta, özel ve sıcacık bir dünya kuran Suzan Toplusoy’un evini ve stilini keşfe çıktık.

STİL “Sade ama ince düşünülmüş detaylar barındıran bir stilim var. Zarafet hep başrolde. Seçtiğim parçalarda kaliteli kumaş ve nitelikli işçiliğin olması benim için çok önemli.” Suzan Toplusoy’la tanıştığımız zaman biz de tam olarak bunları düşündük. Hele bir de temel parçaların başrolde olduğu gardırobunu incelemeye başladığımızda, vintage tutkusunun bile olabilecek en özenli şekilde derlendiğini gördük. Kıyafetler genellikle siyah ve krem tonlarının hakimiyetinde. “Pauline de Rothschild ve Jackie Onassis, stil konusunda ilham aldığım isimler. Bugünkü stilimi ve gardırobumu 30’lu yaşlarda şekillendirmeye başladım diyebilirim. Hiçbir zaman hızlı tüketim modasından yana olmadım. Tercihim, vintage parçalar başta olmak üzere daha kalıcı ve değerli parçalar. Beni tanımlayan, karakteri ve sürekliliği olan giysileri tercih ettim. Son 15 senedir gardrobumun temel parçaları hiç değişmiyor. Onu, yeni renkler ve aksesuarlarla zenginleştiriyorum.”

MODA Yılın neredeyse altı ayını seyahat ederek geçiren Toplusoy; Jenny Packham, Ricardo Tisci, Alber Elbaz, Haider Ackerman ve Phoebe Philo gibi tasarımcıları yakından takip ediyor. “İşim gereği modanın içindeyim ve hızla değişen tasarım dünyasındaki yeni eğilimleri olabildiğince yakından takip etmeye çalışıyorum. Kumaş ve hazır giyim fuarlarını gezmek için dünyanın birçok ülkesine seyahat ediyorum. Paris, Londra, Milano ve New York moda haftalarını disiplinli bir şekilde izliyorum. Alışveriş için Nevv York’ta Soho, Lolita ve MeatpackingDistrict; Paris’te Le Marais, Palais Royal, ve Saint Germain; Londra’da Brick Lane ve Knightsbridge; Hong Kong’ta ise Central favori alışveriş noktalarım.”

“Başta kendi tasarımlarım ve Romandan parçalar olmak üzere, Chanel ve Jill Stuart’ın vintage tasarımlarından, ayrıca Celine, Lanvin ve Acne’den giyiniyorum. Ayakkabıda Valentino, Chanel, Louboutin ve Manolo Blahnik, çantada ise Chanel (özellikle vintage olanlar), Hermes ve Bottega Veneta’yı tercih ediyorum. Chanel ve Gucci’nin vintage takıları da vazgeçilmezim. Aksesuarda yine Hermes favorim.” Toplusoy’un uzak durduğu parçalar ise mini etek, büstiyer ve desenli tişörtler. Yeni sezon alışverişine gelince; Valentino’nun zımbalı ikonik ayakkabılarından ikisi dolapta yerini almış bile.

İŞ “Mimar Sinan Üniversitesi Tekstil Tasarımı Bölümünden mezun oldum. Türkiye’de önemli markalarda tasarımcı ve tasarım direktörü olarak çalıştım. 2005 yılından bu yana Romanın tasarım direktörlüğünü yapıyorum. Hayatımın merkezinde çocuklar ve eşim, etrafında ise işim var diyebilirim. Yaşamda yer alan her şey benim esin kaynağım. Önemli olan bu kaynakları dinlemeyi ve görmeyi bilmek. Seyahat ettiğim yerler, okuduğum kitaplar, gözlemlediğim hayatlar, birlikte olmaktan keyif aldığım insanlar ve filmler bana ilham veren başlıca şeyler.”

EV “Bu evin dekorasyonunu kendim yaptım. Organizasyon konusunda becerikli olduğum için taşınıp yerleşmemiz bir haftamızı bile almadı.”

Evdeki en göz alıcı parça, hiç kuşkusuz, Frank Lloyd Wright tasarımı yemek masası. Bahçe katına açılan salonda bulunan ‘şövalye’ esintili yemek masası ve sandalyeler de Ispanya’dan alınmış. George Smith imzalı deri koltuk en göz alıcı mobilyalardan biri. Hele bir de karşısındaki şömine yanarken, eminiz burada oturmak çok daha keyiflidir. “Klasik ve çağdaş resimler topluyorum. Naci Kalmukoğlu, Ali Laga, Hoca Ali Rıza, Hikmet Onat, Vecihi Bereketoğlu, Zonaro, Albert Mille, İbrahim Safı ve Herman Corrodi tablolarım var. Çağdaş sanatçılar arasında ise Selma Gürbüz, Tayfun Erdoğmuş, Murat Morova, Nur Gürel, Şeyda Cesur, Mürteza Fidan, Ergin İnan ve Komet’in eserlerine evimde rastlayabilirsiniz.”



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Yorum Yapın

yukari