Buradasınız : Ana Sayfa // Haberler // Tarantino filmine müzik seçince

Tarantino filmine müzik seçince


Tarantino’nun yeni filmi Django Unchained gösterime girerken yönetmenimizin enfes müzik seçkileri yine kulaklara dolmaya başladı.

tarantino90’LARIN BAŞLARINDAN bu yana Quentin Tarantino, büyük bir ihtimalle hepimizin ‘en sevdiklerim’ listesine en az bir film sokmayı başarmış sayılı yönetmenlerden biri olmayı başardı. 90’ları Rezervuar Köpekleri ve Ucuz Roman ile damgaladıktan sonra 2000’li yılları da Kili Bili ve Soysuzlar Çetesi ile hizaya sokan Tarantino, 2010’lu dilimi de Zincirsiz ile şamarlayacak gibi gözüküyor. Film bu ay vizyona giriyor ama biz bu kez adamımızın filmine değil müziklerine göz atalım dedik, zira son filmin soundtrack’i de nasıl derlerler; kelimenin tam anlamıyla yıkılıyor.

Tarantino’nun bizzat kendisinin üstlendiği film müziklerinin en az filmlerin kendileri kadar popüler kültür hafızamızda ve beğenimizde yer etmesinin en temel nedenlerinden biri yönetmenimizin aslında sinemadan çok bir müzik tutkunu olması. En azılı plak kolekisyonerlerine dahi ‘yok artık’ dedirtecek derinlikte bir arşive sahip Tarantino aynı zamanda da bir DJ… Halböyle olunca sinemasının en can alıcı ve klasikleşmiş sahnelerini yazarken müzikten ilham aldığını düşünmek zor değil. Örneğin Ucuz Roman’da Uma Thurman’ın Urge Overkill’in You’ll Be A Woman Soon parçasıyla dans edip, akabinde aşırı doz ile öte tarafa meyil ettiği sahne ya da artık kabak tadı vermiş olsa da Nancy Sinatra’nın Bang Bang’i olmadan Kili Bili acaba o kadar etkili olabilir miydi? Soysuzlar Çetesi muhteşem Rabbia E Tarantella olmasa görkeminden bir tutam olsun kaybetmez miydi?

Son filmi Zincirsiz’in müzikleri de, daha önceki Tarantino soundtrack’leri gibi ağırlıklı Amerikan müzik tarihinin unutulmuş cevherlerini taşıyor bağrında. Şimdiden ödüller toplayan filmi bizi henüz görmemiş olsak da John Legend’dan Who Did That To You ve Jim Croce’dan

I Got A Name gibi parçalarla Zincirsiz şimdiden gönlümüzde yer etmeye başladı. Anlaşılan kış sonu ve bahar boyu eski Tarantino filmlerini yeniden izleyeceğiz, soundtrack’lerine fena dadanacağız.

Ha deseniz 90’lar bir şekilde geri geldi geliyor ya da ben öyle sanıyorum (bknz. Tarantino) ya da birileri öyle olması gerektiğini düşünüyor. Böyle bir dönemde 90’ların kilometre taşı gruplarından birinin yeni üretimle geri dönmesi de ayrı bir nabız yoklaması çektiriyor insana, iste 90’ları Electro Puro ve I Can HearThe Beat As One gibi albümlerle sallamış olan, Amerikalı üçlü YO LA TENGO 13 stüdyo albümleriyle karsımızdalar. Fade adını taşıyan albüm, zeki pop dokunuşları olan birindie-rock klasiği. Grubun en iyi albümlerinde yakaladıkları yenilikçi tavır kadar o vurucu anlarının anahtarı olan naif durusu da temellerinde barındıran bir albüm. 90’ların en ilham verici gruplarından biri olsalar da içine dönük ama özgün bir duruş sergilemiş olan Yo La Tengo hala sapasağlam, genç ve üretken.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Yorum Yapın

yukari