Buradasınız : Ana Sayfa // Beslenme, Diyet // Yeme davranışlarınızı değiştirebilmek için önemli ipuçları

Yeme davranışlarınızı değiştirebilmek için önemli ipuçları


Yeme davranışlarınızı değiştirebilmek için önemli ipuçları

Zayıflamaya karar verdiğimizde çoğumuz farkında olmadan bunu duygusal bir süreç olarak başlatırız. “Evet, fazla kilom var ve bu çok yediğim için başıma gelen bir olay” diye düşünürüz. Oysa çoğumuz yemenin öğrenilmiş bir davranış olduğunu bilmeyiz bile. Çocukluğumuzdan beri çevremizde olan yiyecekler, ebeveynlerimizin yemeye yaklaşımları, yemek şeklimiz, yemek içeriğimiz, işte 39 bunların hepsi öğrenilmiş modellerdir.

Hangi öğünde ne kadar yemek?

Yeme davranışlarınızı değiştirebilmekFarkında olmadan gösterdiğimiz yeme davranışının belki en kesin biçimde öğrenilmiş kısmı öğünler! Öğün zamanlamasında ve her öğünde tükettiğiniz yiyeceklerde bir dengesizlik olduğunda kilo alımı kaçınılmaz olur. Şimdi bir düşünün çocukluğunuzdaki öğün zamanlarını ve içeriklerini…

Ben şöyle hatırlıyorum: Annem ve babam çalıştığı için hafta içi sabah hep birlikte kahvaltı etme şansımız hiç olmazdı! Kahvaltı daha çok hafta sonlarına özgü bir seremoni gibiydi. Hafta içinde çoğu zaman bir bardak sütü kafaya dikip okula gittiğimizi hatırlıyorum. Zaten sabah iştahımız çok olmazdı. Bir de uykuya düşkün olunca kardeşlerimle son ana kadar uyumak isterdik. Öğlen yemeğinde de herkes bir yerlerde olduğu için çok detaylı bir beslenme düzeni sağlanmazdı. Ama annem öğleden sonra eve geldiğinde önce komşuları ile bir araya gelir, çay, pasta, kısır faslı yapardı. Biz de okul dönüşü o yiyeceklerden nasiplenirdik biraz, sonra da doğru sokağa oynamaya çıkardık. Sonra annem mutfağa geçerdi ve akşam için değişik yemekler pişirirdi. Babam akşam eve geldiğinde annem, babam ve iki kardeşimle sofraya oturduğumuzu ve uzun uzun akşam yemekleri yediğimizi hatırlıyorum. Yemekten hemen sonra çay faslına geçerdik ve çayın yanında mutlaka yine yiyecek bir şeyler olurdu; çay faslı biter bitmez bir de meyve faslı başlardı, meyveler yendikten sonra da yatmaya giderdik. Bütün ailede yemek zamanlaması birbirine benzerdi. Anneanne, teyzeler, dayılar, babaanne ve halalar, ailemizdeki hemen herkes toplu sayılırdı. Ama biz çocuklar çok hareketli olduğumuz için, sokaktan eve çoğu zaman akşam ezanından sonra geldiğimiz için kilo problemi yaşamazdık. (Tabii o yıllarda işlenmiş gıdaların yok denecek kadar az olduğunu da hatırlatmam gerek!)

Büyüyüp kendi evimi kurduğumda yemek düzenimi aynen anne evimde gördüğüm şekilde oluşturduğumu kilo aldıktan sonra fark ettim. Çünkü ben de çalışıyordum ve annemden nasıl gördüysem onları yapıyordum. Yaşam düzenim aynen şöyleydi: Sabah 06:45 kalkış, aceleyle evden çıkış en geç 07:30’da hastaneye varış, hastanede vizite hazırlanırken hızlıca bir simit veya poğaça atıştırma, saat 12‘ye kadar hastalar, poliklinik, 12’de öğlen molası ve hastane yemeklerinden az biraz atıştırma ve nöbet olmadığı zamanlar saat 17:30 gibi eve geliş ve yemek yemeye başlama. Önce komşuların bir çay içmek için uğraması ya da benim onlara uğramam, çayın yanında mutlaka atıştıracak bir şeyler olması, sonra 18:30’da mutfağa girme, en az iki çeşit yemek pişirme, saat 20:00 gibi eşimle sofraya oturma, sonra çay faslı, derken meyve faslı ve sonunda uykuya geçiş. Gördüğünüz gibi anne evinde ne gördüysem ben de kendime öyle bir yaşam düzeni kurmuştum.

Ancak “BEN NEDEN KİLO ALIYORUM?” ve “EN ÇOK NE ZAMAN YİYORUM?” sorularını kendime sorduğum zaman farkına varmıştım bu düzenin, işe akşam yemeklerini ve akşamdan sonra yemeyi azaltarak başladım. Sabah kahvaltı için zaman ayırmaya çalıştım, işe geç kaldığım zaman sokaktan poğaça, simit almak yerine evde küçük bir sandviç yaptım veya 1 bardak sütle 1 meyve yiyerek güne başladım. Öğlen hastanede çıkan yemeklerden yarım porsiyon yemeyi tercih ettim. Komşularla buluşma saatini çaykurabiye olarak değil, kahve-meyve olarak değiştirdim. Eşim eve geldiğinde de tek çeşit yemek, salata ve yoğurt olarak akşam mönüsünü oluşturdum. Akşam yemeğinden sonra yeme faslını sona erdirdik ve sadece bitki çayı içtik. Bu şekilde yaşam tarzımızı değiştirdiğimizde gördük ki, uykularımız daha kaliteli oldu, sabah güne daha enerjik, dinamik uyandık ve kilo kontrolümüzü daha kolay yapmaya başladık.

Şimdi aradan yıllar geçti, iki çocuğumuz oldu. Çocuklarla birlikte öğünlerimize yine aynı şekilde dikkat ediyoruz. Aile yemeğimiz sabah kahvaltısı. Bütün aile en az yarım saat süren güzel bir kahvaltı masasında buluşuyoruz. Öğlen herkes başının çaresine bakıyor. Çocuklar okuldan geldiğinde en geç 18:30’a kadar akşam yemeklerini yiyorlar. Evde en fazla iki çeşit yemek oluyor. Eşim ya da ben, eve kim önce gelirse ve açsa yemek yiyor. Eğer aç değilse, örneğin ikindide sıkı yediyse akşam yemeğini sadece meyve ve yoğurtla geçiştirebiliyor.

Kilo sorunuyla ailece baş etmek istiyorsanız yapmanız gerekeni söyleyeyim: Yeme düzeninizde “AKŞAM YEMEKLERİ”nin yerini “SABAH KAHVALTISI” ile değiştirin.

Akşam yemeğinde zeytin peynir yiyin demek istemiyorum. Akşam yemeğiniz fakir, sabah kahvaltınız zengin olsun. Gerçekten güne güzel bir kahvaltı ile başlamak günlük iş veriminizin daha iyi olmasını sağlar. Tıpkı bir araba ile yola çıkmak gibidir besinlerle ilişkimiz. Yola çıkmadan önce kaliteli ve yeterli benzin koymazsanız, arabanız sık sık arıza çıkarır ve siz de sürekli mola vermek zorunda kalırsınız. Ama kaliteli ve yeterli benzin koyarsanız, arabadan daha iyi verim elde edersiniz, sık mola vermek zorunda kalmazsınız ve hedefinize daha kısa sürede ulaşırsınız.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler: ,

Yorum Yapın

yukari