Buradasınız : Ana Sayfa // Beslenme, Diyet // Yeni Bir Yeme Planına Hazır Mısınız?

Yeni Bir Yeme Planına Hazır Mısınız?


Yeni bir yeme planına hazır mısınız?

Uzmanların üzerinde çalıştığı kilo verme yöntemleri farklı diyet seçenekleri olarak karşımıza çıkıyor. Antienflamatuar diyet, son zamanların dikkat çeken diyetleri arasında. Hollywood yıldızlarının da uyguladığı diyeti son olarak ‘Batman’ filminde kedi kadını oynayan Anne Hathaway’in uyguladığı dedikoduları da kulağımıza geldi.

beslenmePeki nasıl bir diyet antienflamatuar diyeti? Uzmanlar bu diyetin kısa süreli uygulanacak bir program olmadığını söylüyor. Hayatınız boyunca uygulayacağınız bir yeme planı; uzun, sağlıklı ve enerjik bir hayat vadeden bir program olarak tanımlıyor. Kilo vermenin ilk amaç olmadığı bu diyette hedeflenen, hastalığa yer olmayan bir yaşam tarzı yaratmak.

Uzman Diyetisyen Burcu İnce, bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu vücudun farklı bölgelerinde kronik inflamasyonlar olabileceğini belirtiyor: “Bu diyet sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesi sağlanabilir. Antienflamatuar diyet Akdeniz tarzı bir diyete benziyor. Prostaglan-din denilen, işlevi vücuttaki enflamatuar (iltihaplanma) sürecini düzenlemek olan hormonlar üzerine odaklı bir diyet.” Burcu İnce, yiyeceklerimizin hormonların üretimini ve salmımını etkilediğini de ekliyor; “Bu yüzden tükettiğimiz besinler bazı temel sağlık sorunlarının oluşmasını tetikliyor olabilir.” Haftada iki kez, orta boy balık yiyin… Vücudun kalp ve hücre yapısını koruyan ve hormon benzeri bir madde olan prostaglandinlerin üretimi için Omega-3 yağ asitlerine ihtiyacımız olduğunu belirtiyor uzmanlar. Araştırmalar Omega-3’ün eklemlerdeki ağrı, şişkinlik, yorgunluğu önemli ölçüde azalttığını gösteriyor. Omega-3 yağ asitleri, uskumru, somon, sardalya, hamsi ve ringa balığı gibi soğuk su balıklarında bulunuyor. Omega-3’ün diğer kaynakları ise keten tohumu, findik, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, ceviz, badem, semizotu. Haftada en az iki kez, orta büyüklükte bir porsiyon balık tüketmeye çalışın. Balıklarınızı özellikle fırında, buğulama veya ızgara yapmaya özen gösterin.

Çorbanıza bir yemek kaşığı keten tohumu katın.

Keten tohumu, içerdiği Omega-3 yağ asidi ile vücudun inflamasyon ile başa çıkmasına yardımcı hayati bir rol oynuyor. Her gün bir yemek kaşığı keten tohumunu çorbanıza veya yoğurdunuza ilave edebilirsiniz.

Günde 150 gr. üzüm çekirdeği tüketin!

Üzüm çekirdeği en güçlü doğal antioksidan olarak nitelendirilen proanthocyanidin içeriyor. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri, çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha üstün olarak tanımlanıyor. Bu sayede iyi huylu kolesterolün (HDL) yükselmesine ve kötü huylu kolesterolün (LDL) azalmasına katkıda bulunuyor.

Üzüm çekirdeği, iltihabi prostaglandinlerin sentezini azaltarak romatizmal hastalıklar, ağrı ve endometriozis gibi durumlarda yararlı oluyor. Kilonuza göre günde 150-300 mg. üzüm çekirdeği tüketebilirsiniz.

Bir diş sarımsak, bir diş soğan…

Sarımsak ve soğan vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek iltihaplanmayı önlemeye yardımcı oluyor.

Her gün bir adet soğanı çiğ olarak veya yemeklere katarak tüketmeyi de ihmal etmeyin.

Ekinezya, kuşburnu veya adaçayı yudumlayın.

Bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artıran ekinezya, A, C, E vitaminlerini içeriyor.

Kuşburnu da A, Bl, B2, C, E ve K vitaminleri, fosfor ve potasyum içeriyor. Adaçayı ise A, B ve C vitamininden oluşuyor. Bu vitaminler içerdikleri yüksek an-tioksidanlar nedeniyle vücuttaki yabancı maddeleri uzaklaştırarak direnci arttırıyor ve inflamasyon karşıtı etkisi ile doku hasarını önlemeye yardımcı oluyor.



FaceBook Ekle Bunu, FaceBook Share Twitter Ekle Bunu, Twitter Share Digg Ekle Bunu, Digg Share” title= ”Google MySpace Ekle Bunu, MySpace Share Technorati Ekle Bunu, Technorati Share ”Delicious


Etiketler: , ,

Yorum Yapın

yukari