Yok Anasının Soyadı



“Yok Anasının Soyadı”

29 yaşında, evlenmiş boşanmış, genç yaşına pek çok şeyi sığdırmış, hayalperest adaşım, danışanım Hande…

Hayatına bir dış gözün bakması isteğiyle gelmişti. Beni de tesadüfen internetten bulmuştu. Tesadüfün, Tanrı’nın elinin değmesi olduğunu bilmeden… Bir yaşam koçuyla, hayatına kuş bakışı bakmaya ihtiyaç duyar ve destek almak isterken kendi de bir kadına destek vermek istemişti. Ortak noktamız, radyo-tv-sinema-iletişim fakültesi mezunu olmamız ve reklamcılık yapmamız, görüşmek istemesinde etken olmuştu.

Anasının Soyadı

“Kendimi seviyorum çünkü sadece kendim için neşe, keyif ve zevkle yapıyorum.” eylemini bir çırpıda yapıp 100 farklı madde yazıp getiren ilk damşammdı Hande… Ben kendim için hiçbir şey yapmıyormuşum farkındalığı yaşayan danışanlarıma, Hande’nin yazdığı maddeleri hala örnek olarak veririm.

Hande her eylemini yapmaya başladı. Yapmaya başladıkça değersizlik inancını yıkmaya, kendini gerçekten sevmeye başladı. Değersizlik inancını yıkmaya başladıkça gerçekleştirmek istediği hayalleri için sahip olduğu gücü de fark etmeye…

Hande’yle belirlediğimiz hedeflerden biri de uzun zaman önce başladığı ama bir türlü tamamlayamadığı belgeseliydi.



Hande, kadınların değerlerini ancak evlenerek sağlayacakları inancını, boşanarak yıkan radikal bir yönetmendi aynı zamanda… Kendi boşanma deneyiminden yola çıkarak, evlilikle birlikte alınan erkeğin soyadını, boşanmayla birlikte değiştirmek ya da değiştirememek, belgeselinin konusuydu. Kimliğini değiştirmek, değişen soyadıyla başka bir kimliğe bürünmek ve sonra tekrar baba ocağına döner gibi eski kimliğine dönmek ama sen aynı sen olmadan… Boşanmanın travmasıyla birlikte uyumlanmak için onca zaman ve emek harcadığın evlilik soyadından kimliğinden vazgeçmek…

Toplumumuzda kadın olmanın değeri evli olmakla özdeşleştiriliyor farkında olunmadan… En büyük hipnozlarımızdan biri de bu… Bu hipnozun etkisiyle, boşanmış kadınlar derin suçluluk ve utanç duygularıyla yaşıyorlar. Bu duyguları dönüştürmek, boşanmış olmaya rağmen kendini tamamen ve derinden sevmek önemli olan.

Ama evlenip aynı çatı altında yaşayanların kapı zillerinde hala sadece erkeğin adı ve soyadı var; kadının kimliği yok sayılırcasına… Şimdi büyük şehirlerde, benim jenerasyonum yazıyor kapı ziline hem eşinin hem de kendinin adını soyadını. Ancak hatırlıyorum, demir levhada kaligrafik yazıyla sadece babamın adının soyadının yazılı olduğu kapılarımızı… Özellikle geçmiş kuşaklarda, kadın olmanın evlilikle birlikte yok edildiği bir toplumun parçasıyız aslında… Ne büyük çelişki değil mi? Evlenince değerli olacağına inanan kadınlarve aslında evlenince kimliği yok olan kadınlar… Sorgulanmaya değer!

Yok, anasını diyebilirsiniz…

Hande de öyle diyor zaten belgeselinde “Yok Anasının Soyadı”

Birbirine değer veren, destek olan kadınlara ithaf edilmiştir. Hande Çayır’a sonsuz teşekkürlerimle…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*